Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5210 E. 2012/9665 K. 20.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5210
KARAR NO : 2012/9665
KARAR TARİHİ : 20.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını belirtip hasarlanan aracın hurda değeri olan 9.000,00TL alındıktan sonra kalan 9.000,00 TL hasar tutarının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, araç üzerinde mürtehin kaydı bulunması nedeniyle davacının aktif husumet ehliyeti olmadığını, aracın rent a car olarak kiraya verilmesi nedeniyle hasarın teminat kapsamında bulunmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile davacıya ait aracın rent a car olarak kullanıldığı sırada hasarlandığı ve hasarın bu nedenle teminat kapsamında olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal Sigortaları türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1 maddesine göre, gerek hareket ve gerekse durma halinde iken sigortalının veya araç kullananın idaresi dışında ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin ….nin A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Yukarıdaki açıklamalar altında somut olaya bakıldığında; davacı taraf kaza tesbit tutanağı, tanık beyanı kasko sigorta poliçesi ve hasar dosyasına dayanarak 9.000,00 TL’.nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı … ise davacı şirketin araç kiralama faaliyetinde de bulunduğunu, gerçeğe aykırı beyanla poliçede kullanım tarzı hususi olarak belirtilen aracın müvekkilinin bilgisi dışında kiralık araç olarak kullanımı sırasında kazanın meydana geldiğini, bu nedenle hasardan sorumlu olmadıklarını savunarak hasar bedelini ödemekten kaçınmış olup hasar dosyası ve içindeki araştırma raporuna dayanmıştır.
Uyuşmazlık, kazanın ihbar edilen şekilde meydana gelip gelmediği aracın kiralık olarak kullandırıldığı sırada kazanın olup olmadığı dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Duruşmada dinlenen davacı tanığı … davacı şirketin sahibi olduğu yedek parça işyerinde satış elemanı olarak çalıştığını belirtip, aracın olay tarihinde dava dışı araç sürücüsü …’a arkadaş hatırı için verildiğini, bedel alınmadığını ifade etmiş, tanık …’da işvereni aracılığı ile tanıdığı davacıdan araba ihtiyacı için aldığı aracın kaza sonucu hasarlandığını, aracı kiralamadığını, hiçbir bedel ödemediğini beyan etmiş, mahkemece davacının aracı yedek parça işi yanında rent a car işinde de kullandığı, tanık beyanının gerçeği yansıtmadığı bildirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut vergi levhasında davacının oto kiralama, oto yedek parça ve emlak alım satımı yaptığı, aracın kayıtlı olduğu adreste davacının yedek parça işi yaptığı görülmüştür. Davacının oto kiralama işi de yapmış olması dava konusu aracın her zaman kiralık olarak kullanıldığı anlamına gelmez. Kaldı ki; dosya kapsamına göre, davacı tarafın davaya konu aracı, dava dışı sürücüye kiraladığına dair kira sözleşmesi vs. gibi somut hiçbir delil bulunmadığı gibi, aksine duruşmalarda dinlenen tanıkların beyanlarına göre aracın dava dışı sürücüye kiralanmadığı, davacı tarafından geçici süre kullanılması için emaneten verildiği, veriliş sebebi nedeniyle karşılığında araç kiralama bedeli ödenmediği dosyada mevcut bilgi ve belgelerden kazaya karışan davacı aracının kiralık araç olarak kaza öncesi sürücüye kiralandığına dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı anlaşılmaktadır. Davacı sigortalının doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği ispatlanamamıştır.
Bu durum karşısında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ve davacı sigortalının doğru ihbar (beyan) mükellefiyetine uymadığını ispat külfeti sigortacı da bulunmakta olup, sigortacı bunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dava konusu olayda kira ilişkisi kanıtlanamamıştır.
O halde, mahkemece, esasa girilerek poliçe teminatı kapsamında gerçekleşen riziko nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.