YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3410
KARAR NO : 2011/8456
KARAR TARİHİ : 05.12.2011
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Ödeme şartını ihlâl suçundan sanıklar …, … ve …’nın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca ayrı ayrı üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmalarına dair, … İcra Mahkemesinin 03/02/2010 tarihli ve 2009/554 esas, 2010/45 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, … Ağır Ceza Mahkemesinin 13/04/2010 tarihli ve 2010/691 değişik … sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 24.11.2011 gün ve 2011/2066/11072 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 08/04/2011 gün ve K.Y.B.2011/118324 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede, dosya kapsamına göre, sanıkların taahhüdünün şarta bağlanması sebebiyle ödeme taahhüdünün hukuken geçersiz bulunduğu gibi, sanıklar hakkında … İcra Müdürlüğünün 2008/3555, 2008/3353 takip sayılı dosyalarında yürütülen her iki takip için 12/05/2009 tarihli tek bir ödeme taahhüdünün düzenlendiği, bu durumda söz konusu dosyalar yönünden ayrı ayrı sanıkların taahhüdünü içeren tutanakta ödenmesi gerekli toplam borç miktarı, ferileri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmediği cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.2.2001 tarih, 2001/8-19 esas ve 2001/26 sayılı kararında da belirtildiği üzere, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.
Somut olayda, … İcra Müdürlüğünün 2008/3355 esas sayılı dosyasında, borçluların 29/6/2009 tarihli ödeme taahhüdünde bulunduğu, aleyhlerine 2009/3355 ve 2009/3353 sayılı dosyalarla başlatılan takiple ilgili taahhütte bulundukları, ona göre … takibe konan miktarı, icra masrafları vekalet ücreti, diğer masraflar, faiz ve faiz gider vergisi ayrı ayrı gösterilmek suretiyle borç miktarının 266.910,24 TL olarak belirlenmesini takiben borçlunun bu borcu 27/7/2009 tarihinden itibaren 25.06.2010 tarihine kadar 12 ay süre ile her
bir taksit tutarı 4.130,65 + 1.589,27=5.719,92 TL, 25/6/2010 tarihinden sonraki taksitlerin ise 48 ay süre ile aylık 4.130,65 TL olarak gösterilmek suretiyle toplam 266.910,24 TL’nin “… taksitlerin tümünün yukarıda 2. maddede yazılı taksit tarihlerinde ödenmesi asıl olmakla birlikte; her bir taksit tutarı yönünden 10 günlük ek sürelerle gecikmeli olarak ödeme hakkımızın bulunmasını talep ile geç ödenen taksit tutarına ödenmesi gereken tarih ile ödenen tarih arasında, ödenmesi gereken taksit tarihinde… Bankası A.Ş. tarafından uygulanan kademeli cari kredi faiz oranının %50 fazlası nispetinde işleyecek temerrüt faiz ve gider vergisi ödemeyi kabul ve taahhüt ederiz”. şeklinde taahhütte bulunulmakla birlikte, taksitlerin belirlenen tarihten 10 günlük ek sürelerle gecikmeli olarak ödenmesi halinde, bu taksit miktarının taksit tarihindeki… Bank A.Ş. tarafından uygulanan kademeli cari kredi fazi oranının %50 fazlası nispetinde işleyecek temerrüt faiz ve gider vergisinin de ödenmesinin kararlaştırılmış olması nedeniyle geç ödenecek taksit tarihlerinin ve geç ödeme miktarlarının ne kadar olduğunun belirlendiğinden, eş anlatımla taahhüt miktarının hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlendiğinden söz edilemeyecektir. Diğer taraftan yapılan taahhüdün 2008/3355 sayılı takip dosyasına ilişkin olmasına karşın, taahhütte bulunulan taksitlerin ve varsa 3. ve 4. maddedeki masraf ve faizlerin tümünü gününde ve tam olarak ödenmesi halinde; müdürlüğün 3355 ve 3353 sayılı dosya borçlarının icra tahsil, cezaevi harç ve masrafları hariç takiplerin talebinde yer alan tüm borçlular yönünden tasfiye edilmiş sayılmasına… şeklindeki beyanına rağmen 3353 Esas sayılı dosyanın alacak miktarının ve taahhüt miktarına bu dosya alacağının da dahil olup olmadığının anlaşılamadığı, kaldı ki taahhüt edilen miktarın bu dosya (2008/3355 esas) borcuna ilişkin olduğu kabul edilse dahi, yukarıda da açıklandığı üzere, taksit tarihlerinde 10 günlük geç ödemenin ve geç ödeme durumunda faiz eklenerek ödenmesinin kararlaştırılmış olması karşısında, olası bir gecikmeye ne kadarlık bir faiz miktarı konacağının önceden belirlenmemesi nedeniyle, taahhüt miktarının net olarak belirlendiğini kabulü mümkün olmayacaktır. Hal böyle olunca itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, … Ağır Ceza Mahkemesinin 13/04/2010 tarihli ve 2010/691 değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Sanıklar …, … ve …’nın, ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmalarına yer olmadığına, haklarındaki mahkumiyet hükmünün çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 05.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.