YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12171
KARAR NO : 2012/4335
KARAR TARİHİ : 10.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydındaki şerhin terkini davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı borçlu vekili ,davacının SGK’na olan prim borçları, Vergi idaresine olan vergi borcu için adına kayıtlı Hatay Altınözü İlçesi …Köyü 57 – 144 – 3115 – 3177 – 3179 – 3180 nolu parsellerdeki taşınmazlarının davalıllar tarafından haczedildiğini, davalı bankaya olan kredi borcu nedeniyle aynı taşınmazların ipotek olarak verildiğini ancak tüm borçların ödemesine rağmen hacizlerin ve ipoteğin kaldırılmadığını belirterek tapu kaydındaki haciz şerhinin silinmesini istemiştir.
Davalı … idaresi, 144 ve 3115 nolu parsellerdeki haczin 14.03.2011 tarihinde kaldırıldığını, diğer parseller üzerinde haciz şerhi olmadığını belirtmiştir.
Davalı banka, davacının bankalarına borcu olmadığını ve dava konusu taşınmazlar üzerinde ipotek şerhi olmadığını belirtilmiştir.
Davalı SGK vekili ise,görevli mahkemenin icra mahkemesi olduğunu ve 2 sene içinde satış istenmediğinden hacizlerin düştüğünü, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, vergi idaresi yönünden davadan sonra hacizlerin kaldırılmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının diğer banka ve SGK’na borcu olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne verilmiş; hüküm, davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı borçlu, davalı … Güvenlik Kurumunun prim alacağı, Vergi İdaresinin ise vergi alacağı nedeniyle 6183 Sayılı Yasaya göre, davalı bankanın ise kredi borcu nedeniyle İİK’na göre yapılan takipler sırasında mülkiyeti kendisine ait olan dava konusu taşınmazların tapu kaydı üzerine konulan hacizlerin ve ipoteğin davalılara olan borcunu ödemesi nedeniyle kaldırılmasını istemiştir.
Bu yönüyle uyuşmazlığı üç ayrı takip dosyası yönünden ayrı ayrı değerlendirmek gerekmektedir.
Davalı … Güvenlik Kurumu’nun prim alacağı ile ilgili olarak 5510 sayılı Yasa’nın 88.maddesinin 16. fıkrasında “Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil ve Usulü Hakkındaki Kanunun 51., 102., ve 106., maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır. “Aynı maddenin 19.fıkrasında da “Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil ve Usulü Hakkındaki Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı birimin bulunduğu yer İş Mahkemesi yetkilidir.” denilmektedir ( 506 sayılı Yasa’nın 80/7 ). Anılan Yasa’nın 101. maddesinde de aynı yönde bir düzenleme ile “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde,bu Kanun hükümlerinin uygulamasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür. “Hükmü yer almaktadır (506 sayılı Yasa’nın 134.Maddesi).
Bu durumda Sosyal Güvenlik Kurumunun prim alacağı ile ilgili takip dosyası yönünden uyuşmazlığa genel mahkemelerde bakılamayacağından İş Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılması gerekmektedir.
Vergi İdaresinin yaptığı takiple ilgili olarak ise, dava konusu taşınmazlar üzerine konulan haciz, vergi borcu nedeniyle konulmuş ve borcun ödenmesi sonucu haczin kaldırılması vergi idaresinin işlemi olup, bu işlemin yerine getirilmemesinden kaynaklanan davada idari yargı yeri olarak vergi mahkemesi görevlidir.
Davalı Banka yönünden ise davacının kredi borcu nedeniyle dava konusu taşınmazlar üzerine konulan ipoteğin borcun ödenmesi nedeniyle kaldırılması istemi aslında menfi tesbit niteliğinde olup Adli Yargı görevlidir.
Görev konusu, kamu düzeni ile ilişkin bulunduğundan Hakimin bu hususu yargılamanın her aşamasında görevi nedeniyle resen gözönünde bulundurması zorunludur.
Açıklanan nedenlerle SGK’nun yaptığı takiple ilgili olarak, İş mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılmalıdır. Vergi idaresi yönünden ise görevsizlik kararı verilerek ilgili vergi mahkemisine gönderilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, her bir takip dosyası ile ilgili olarak ayrı ayrı değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, 10.04.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.