Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/2317 E. 2012/4052 K. 03.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2317
KARAR NO : 2012/4052
KARAR TARİHİ : 03.04.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi ile davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, İstanbul 12.İcra Müdürlüğü’nün 2009/17241 Takip sayılı dosyasından 3.6.2009 tarihinde haczedilen mahcuzların müvekkiline ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabülü ile haczin kaldırılmasını %15 kötüniyet tazminatının tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz adresinin borçluya ait olduğunu davacıyla borçlu arasında organik bağ bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Borçlu savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; dava konusu haczin borçlunun ticaret sicil ve tebligat adresinde yapılmış olması nedeniyle İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup aksinin davacı 3. kişi tarafından ispatlanması gerektiği, davacı 3. kişinin vergi kaydından adresinin farklı bir adres olduğunun belirlendiği, davacının borçlu şirket ortaklarının akrabası olduğu, davacının 2002 yılında borçlu şirketin yetkilisi olarak ilan edildiği, yetkisinin kaldırıldığı yönünden herhangi bir ilanın yapılmadığı, davacıyla borçlular arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, taraflar arasında muvazaalı devir bulunduğu İİK 44., BK 179. madde gereği davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişiyle, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık davacı 3.kişi tarafından İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince açılmış istihkak istemine ilişkindir.
İstihkak davasının görülebilme koşullarından biri de geçerli bir haczin varlığıdır. Somut olayda dava konusu 3.6.2009 tarihli haciz İstanbul 12.İcra Müdürlüğü’nün 2009/17241 sayılı takip dosyası gereğince yapılmıştır. Ancak İstanbul 6.İcra Hukuk Mahkemesinin 12.3.2010 Tarih 2009/2180 Esas-2010/384 Karar sayılı ilamıyla anılan takip dosyası yönünden ödeme emrinin iptaline, borçluya yeniden ödeme emri tebliğine, ödeme emri iptal edildiğinden borca ve imzaya ait sair itirazların incelenmesine yerolmadığına karar verildiği, bunun üzerine yeni ödeme emrinin borçlu vekiline 5.4.2010 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda İstanbul 12.İcra Müdürlüğü’nün 2009/17241 sayılı takip dosyasındaki ödeme emri iptal edildiğinden bu dosyaya istinaden yapılan 3.6.2009 tarihli haciz de geçersiz olup konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yerolmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de, Kadıköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/1113 Esas sayılı dosyasıyla davalı borçlu şirketin iflasın ertelenmesi talebiyle 14.10.2009 tarihinde açtığı davanın derdest olduğu 2.11.2009 tarihinde borçlu şirket yönünden HUMK’nun 101 ve İİK 179/a-b maddeleri gereğince tedbir kararı verildiği anlaşıldığından iflasın ertelenmesi dosyasının davalı alacaklının takip dosyası üzerindeki etkisi tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi ve borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişi ve davalı borçluya geri verilmesine 3.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.