YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3127
KARAR NO : 2011/10118
KARAR TARİHİ : 28.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, 168 ada 73 parsel sayılı 2349,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, dava konusu taşınmazın kendisine ait olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile taşınmazın davacı … adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, Fatma Erkmen dışındaki … mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın öncesinin davacının miras bırakanına ait olup, uzun yıllar zilyet olduğu, 1990’lı yıllardan sonra terör korkusu nedeniyle kullanılmadığı, davalıların taşınmazla ilgisi bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yetersiz olup, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kim tarafından ne kadar süreyle ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı şekilde sorulup tanık beyanları arasındaki çelişki de giderilmemiş; tespite aykırı sonuca ulaşılmasına rağmen tespit bilirkişileri dinlenilmemiştir. Eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulamaz. Mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yeniden delilleri sorulup toplanmalı, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yeniden, belirlenecek elverdiğince yaşlı, tarafsız, taşınmazın bulunduğu yeri ve kullanım şeklini iyi bilen 3 kişilik yerel bilirkişi heyeti ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, taşınmazın kimler tarafından, ne şekilde ve hangi sıfatla kullanıldığı, kadastro tespitinden evvel taraflar arasında fiili paylaşılma olup olmadığı ve paylaşmanın saptanması halinde kullanımın bu paylaşıma uygun olup olmadığı yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından sorulup saptanmalı, davacı tarafın zilyet olduğunun bildirilmesi halinde, zilyetliğin kiracılık sıfatından kaynaklanıp kaynaklanmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı olarak sorulup, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli ve infazı mümkün ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.