YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4019
KARAR NO : 2012/9642
KARAR TARİHİ : 20.09.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (Alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/31665 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/1248 sayılı Talimat dosyasında yapılan 01.07.2010 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, mahcuzların ve haczin yapıldığı iş yerinin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin borçlunun faaliyet gösterdiği yerde yapıldığını, üçüncü kişinin borçlunun halası olduğunu, hacizde istihkak iddiasını kanıtlamaya yönelik delil sunulamadığını, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin üçüncü kişiye ait eczanede yapıldığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu, üçüncü kişi tarafından dava açılmasının ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacağı, alacaklının mahcuzların borçluya ait olduğunu kanıtlayamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nnu 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davaları, İİK’nun 97/11. maddesi gereğince genel hükümler dahilinde basit yargılama usulüne tabidir.
Buna göre dava kabul ile sonuçlandığına göre hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcına da hükmedilmesi gerekirken maktu karar ve ilam harcının alınması ile yetinilmesi hatalı olmuştur.
Yargı harçlarının alınması ile ilgili hatalar kamu düzenine ilişkin olup re’sen ele alınıp incelenebilir, bu hali ile de aleyhe bozma yasağı kuralının dışında kalır ve bozma nedenidir.
Ne var ki bozma nedeni olarak değerlendirilen yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Kabul ve uygulamaya göre ise; maktu karar ve ilam harcının, dava lehine sonuçlanan taraf üzerinde bırakılması da isabetli değildir, ancak temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 4.bendine “…alacak miktarı üzerinden hesaplanan 550,82.-TL nispi karar ve ilam harcından davacının karşıladığı 18,40.-TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 532,42.-TL harcın davalı alacaklıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına” ibaresinin de eklenmesine, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 20.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.