YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10528
KARAR NO : 2012/8925
KARAR TARİHİ : 10.09.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi), … 9. İcra Müdürlüğü’nün 2010/6918 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2010/101 sayılı Talimat dosyasında yapılan 09.04.2010 günlü hacze konu beyaz eşyaların kendisine ait olduğunu, faturasının bulunduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin borçlu şirketin ticaret sicil kaydında geçen adresinde yapıldığını, burasının diğer borçlu … ve şirket yetkilisi …’in mernis kaydında da geçtiğini, üçüncü kişinin borçlu…’in dedesi ve borçlu şirket yetkilisi …’in de babası olduğunu, davacı ve borçluların arasında organik bağ bulunduğunu, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yaptıklarını, sunulan delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “mülkiyet karinesinin borçlu yararına olduğu, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin sunduğu fatura ile mahcuzları 12.03.2010’da borçlu şirketten satın aldığını kanıtladığı” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Somut olayda dava konusu haciz, borçlu şirket yetkilisinin huzurunda konutunun bulunduğu binadaki depoda yapılmıştır. Buna göre Mahkeme’nin İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu yönündeki değerlendirmesi ve kabulü yerindedir.
Ne var ki davacı üçüncü kişi, borçlu şirketin ortağıdır diğer ortaklarla da akrabalık bağı içindedir. Sunduğu faturaların hepsi 12.03.2010 tarihli olup, borçlu şirket tarafından düzenlenmiştir. Takibe konu çeklerden birisinin tarihi 15.03.2010; diğerininki 26.03.2010’dur. Ticari yaşam içinde çeklerin ileri tarihli olarak düzenlenmesi ise sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Bu koşullarda sunulan faturaların, istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli kabul edilmemesi gerekir.
Davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 10.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.