YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10486
KARAR NO : 2012/10803
KARAR TARİHİ : 10.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : …,…,…
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların murisi …’ın işleteni olduğu trafik sigortasız aracın neden olduğu kaza sonucu vefat eden … için dava dışı …,… ‘e ödenen 27.163,00.-TL tazminatın tahsili için davalılara karşı yaptıkları takibe karşı yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre; davalıların murisinin her hangi bir taşınır ve taşınmaz mal miras bırakmadığı, terekenin borca batık olduğu, davalıların reddi miras yaptıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, … tarafından trafik sigortası bulunmayan aracın neden olduğu kaza sonrasında zarar gören kişiye ödenen tazminatın, rücuan tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesi “B. Ret; I. Ret beyanı; 1. Ret hakkı” başlığı ile düzenlenmiştir. Birinci fıkrası “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.” hükmünü içermektedir. Burada kayıtsız, şartsız red yani hakiki red düzenlenmiştir. İkinci fıkrası “Ölümü halinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya
../…
– 2 –
2011/10486
2012/10803
resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmünü amirdir.
Bir çok yargı kararlarında ve ilmi görüşlerde bu red, hükmi red olarak isimlendirilmektedir. Türk Medeni Kanunu, “hakiki redde” süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu “hükmi reddin” sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması, ya da dava yolu öngörmemiştir. Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği (TMK. m. 599) yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla, ya da Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten yapılabilecek bir işlem kalmamıştır.
Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu def’i yolu ile de ileri sürebilir. Somut olayda, mirasçılar icra takibine yaptıkları itirazda def’i yolunu tercih etmişlerdir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir. Mirasın hükmen reddinin her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Somut olayda mahkeme duruşma safahatında; UYAP sistemi üzerinden malvarlığı araştırması ve araç sorgulaması yapmış ve her hangi bir malvarlığı tespit edilmemiş ise de, Tapu Sicil Müdürlüğüne, SGK İl Müdürlüğüne, Vergi Dairesi Müdürlüğüne, Emekli Sandığına müzekkereler yazılmamış olduğu gibi, yapılan kolluk araştırmasında da davalıların murisinin vefatından önce kendisine ait evde oturduğu yönünde tutanak tanzim edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan mahkemece ilgili kurumlardan davalıların murisinin taşınmazının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, SSK ve Emekli Sandığından maaş alıp almadığı belirlenmeli ve ayrıca kolluk araştırması ile mirasbırakanın ölmeden önce gelir getirici her hangi bir faaliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti için yeterli araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.
../…
– 3 –
2011/10486
2012/10803
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.