Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7710 E. 2012/4091 K. 04.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7710
KARAR NO : 2012/4091
KARAR TARİHİ : 04.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 6183 sayılı Yasadan kaynaklanan menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, dava dışı İhsan … Dai Petrol Ürünleri Tic. San. A.Ş.’nin vergi borcundan ötürü tebliğ edilen haciz bildirisine karşı yasal süresinde itiraz edilememesi sonucu mal ellerinde ve borç zimmetlerinde sayılmış ise de, dava dışı vergi borçlusuna borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı şirketin, davalı kurum tarafından tebliğ edilen haciz bildirim tarihinde dava dışı vergi borçlusu şirkete 314,78.-TL borçlu olduğunun bilirkişi raporu ile anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 6183 sayılı Yasanın 79/III. maddesi gereğince haciz bildirisine 7 günlük süresi içerisinde itiraz etmeyen davacının, aynı yasanın 79/IV. maddesi uyarınca 1 yıllık süresi içerisinde açmış olduğu menfi tespit davasında haciz bildirisinin tebliği tarihinde kamu borçlusuna karşı yalnızca 314,78.-TL borçlu olduğunun ve haciz bildirisinde belirtilen miktarda borçlu olmadığının bilirkişi raporu ile belirlenmiş olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-6183 sayılı Yasanın 79/III. maddesi uyarınca alacaklı kamu idaresi tarafından kendisine haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü kişi, aynı bentte gösterilen nedenlere dayanarak haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak itiraz edebilir. Aynı maddenin IV. bendine göre de herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açma hakkına sahiptir. Somut uyuşmazlıkta da davacı üçüncü kişiye, alacaklı Vergi Dairesi tarafından gönderilen haciz bildirisi 15.10.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak davacı üçüncü kişi Yasada öngörülen yedi günlük sürede haciz bildirisine karşı itirazlarını bildirmemiş, daha sonra eldeki menfi tespit davasını açmıştır. Şu halde davacı her ne kadar Yasanın öngördüğü yöntem dahilinde kamu borçlusuna karşı borcu olmadığını kanıtlamış ise de, davanın açılmasına kendisi sebep olmuştur. Yasal sürede haciz bildirisine itiraz etmeyerek bu davanın açılmasına neden olması nedeniyle de davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken aksi yönde karar oluşturulması doğru olmamıştır.
Nevar ki, anılan hatanın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/II. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “Davacı tarafından yapılan toplam 527,10.-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 526,55.-TL’lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına” cümlesi ile, 3. bendinde yer alan “davanın kabul edilen kısmı (davacı dava dilekçesinde dava değerini belirtmediğinden ve maktu harç yatırdığından) üzerinden belirlenen 1.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin karardan tümüyle çıkartılarak, her iki bendin yerine 3. bentten sonra gelmek üzere üzere “Dava açılmasına davacı yanca sebebiyet verildiğinden yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına, hükmün değiştirilen bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA 04.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.