YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/225
KARAR NO : 2011/8898
KARAR TARİHİ : 14.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 352 ada 2 ve 444 ada 1 parsel sayılı 2890,37 ve 1953,66 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … ve müşterekleri, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazların miras payları oranında adlarına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 352 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile eşit paylarla davacı … ve müşterekleri adlarına, 444 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli 352 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacıların miras bırakanı … …’tan kaldığı ve davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu, 444 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise davalının miras bırakanı … …’den taksimen davalı …’e kaldığı ve davalı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; keşifte dinlenilen yerel bilirkişilerin taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden ne şekilde intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldıkları hakkında olaylara ve görgüye dayalı bilgileri olmadığı halde bu hususlar yöntemince araştırılmamış ve tespite aykırı sonuca ulaşıldığı halde tespit bilirkişileri dinlenilmek suretiyle aykırılık giderilmemiş olduğundan yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde elverdiğince yaşlı, taşınmazların bulunduğu yeri ve öncesini iyi bilen davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldıkları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, gerektiğinde komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı,
beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatı ile dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.12.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Kadastro sırasında dava konusu taşınmazlar irsen intikal ve paylaşma yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına tespit edilmiştir. Davacılar da irsen intikal ve paylaşma yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece 352 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına ve 444 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı yararına edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de; araştırma ve uygulama hüküm kurmak için yetersiz olduğundan sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine katılıyorum. Ne var ki taşınmazların sınırında orman bulunmaktadır. Her ne kadar Hazine ve Orman İdaresi davada taraf değil ve gerçek kişiler arasında görülmekte olan bu davada orman iddiası yok ise de davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığına göre, edinme koşullarının yararına gerçekleştiğini ispatla mükelleftir. Zilyetlik yoluyla taşınmaz edinebilmenin öncelikli koşulu da taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle kazanılabilecek yerlerden olmasıdır. Ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğe hukuken değer vermek mümkün olmadığına göre; sayın çoğunluktan farklı olarak taşınmazın sınırındaki ormandan kazanılan yer olup olmadığının belirlenmesi için usulüne uygun orman araştırması yapılarak ormandan kazanılan yer olduğunun belirlenmesi halinde diğer koşullar davacı lehine oluşmuş olsa bile davanın reddedilmesi, aksi halde diğer koşulların değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması, bu yönden de hükmün bozulması ve bu hususun da bozma gerekçesi yapılması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluktan ayrılıyorum.