Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/1392 E. 2011/9788 K. 23.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1392
KARAR NO : 2011/9788
KARAR TARİHİ : 23.12.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 510 ada 353 parsel sayılı 4125 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına, 517 ada 25; 525 ada 45 ve 546 ada 31 parsel sayılı sırası ile 17198,29 m2 5635,63 m2 ve 25815,86 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise aynı nedenle ve payları da gösterilmek suretiyle …, … ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazlarda miras yolu ile gelen payı bulunduğunu ve zilyet olduğunu öne sürerek …, … ve …’i davalı göstermek suretiyle dava açmıştır. Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca davanın reddine taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Kadastro davaları, lehine tespit yapılan kişi ya da kişilerle, bu kişiler ölmüş ise mirasçılarına karşı açılır. 510 ada 353 parsel sayılı taşınmaz … adına tespit edilmiş olduğu halde, davanın Tahsin, … ve … aleyhine açılmış olması nedeniyle bu parsel yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek davacı aleyhine kesin hüküm oluşturacak şekilde red kararı verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile 510 ada 353 sayılı parsele yönelik hükmün BOZULMASINA,
2- 517 ada 25, 525 ada 45 ve 546 ada 31 nolu parseller hakkında oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece keşif için verilen kesin süreye ilişkin ara kararı gerekleri yerine getirilmediği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç, dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davacıya keşif masraflarının yatırılmasına ilişkin ara kararı 05.07.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacının keşif giderlerini kendisine tanınan sürenin son günü olan 15/07/2010 tarihinde yatırılmış olması halinde, 05/08/2010 günü yapılacak keşif ile ilgili davetiyelerin ilgililere tebliği için
Tebligat Yasası ve Tüzüğünde öngörülen yeterli süre bulunmamaktadır. Ayrıca ara kararda araç ücreti de belirtilmemiş olduğu gibi aracın kim tarafından hazır edileceğine ilişkin bir açıklık da bulunmadığından, hükme esas alınan 25/06/2010 tarihli ara karar usulüne uygun bulunmamaktadır. Bu durumda, yapılamayacağı önceden belli olan keşif için davacıya külfet yükleyen usulsüz ara kararına dayanılarak davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup, davacının 517 ada 25, 525 ada 45 ve 546 ada 31 nolu parsellere yönelik temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.