Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1903 E. 2012/4107 K. 05.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1903
KARAR NO : 2012/4107
KARAR TARİHİ : 05.04.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişiler vekili, Beyoğlu 5.İcra Müdürlüğü’nün 2009/92 sayılı takip dosyasında 23.12.2009 tarihinde haczedilen menkullerin Beyoğlu 2.İcra Müdürlüğü’nün 2008/930 talimat sayılı takip dosyasında 15.7.2009 tarihli ihalede müvekkili … tarafından müvekkili şirkete geçici olarak bırakıldığını, takip borçlusu şirketten farklı tüzel kişiliklerinin olduğunu savunarak haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu şirket yetkilisinin haciz sırasında hazır bulunduğunu, davacı … borçlu şirket ortaklarının, faaliyet adreslerinin aynı olup aralarında organik bağ bulunduğunu, davacı ile borçlunun alacaklıyı zarara uğratma kasdı ile muvazaalı hareket ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu vekili duruşmada, haczedilen malların müvekkiline ait olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece davacı …’ın mahcuzları bir başka icra dosyasında yapılan ihaleden satın aldığı, o dosyanın alacaklısının farklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96.vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 23.12.2012 tarihinde yapılmıştır. Borçlu şirket yetkilisi … (Başlangıç) isimli
kişinin haciz mahallinde hazır bulunmasına rağmen haciz mahallini sonradan terk ettiği haciz tutanağı içeriğinden anlaşılmaktadır. Haciz sırasında hazır bulunan 3.kişi şirket yetkilisi … ile borçlu şirket ortağı …’nın soyadlarının aynı olduğu, hatta borçlu ve davacı şirket ortaklarının aynı kişilerden oluştuğu, aralarında organik bağ bulunduğu da ticaret sicili kayıtları ile sabittir. Bu durumda İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla davalı alacaklı yararınadır. Karine aksinin davacı 3.kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı 3.kişi, dava konusu mahcuzları borçlu aleyhine yapılan İstanbul 13.İcra Müdürlüğü’nün 2008/14064 sayılı takip dosyasında 15.7.2009 tarihinde ihaleden satın aldığını ileri sürmüş ise de 23.7.2009 tarihinde kendisine teslim edilen mahcuzların neden hala borçlunun elinde ve kullanımında olduğunu açıklayamamıştır. Kaldı ki anılan takip dosyasından 14.12.2009 tarihinde yapılan haciz için davacı 3.kişilerin açtığı istihkak davasının mahkemece reddedilerek kararın dairemizin 19.12.2011 gün ve 2011/7851-12430 sayılı ilamıyla onandığı da anlaşılmaktadır. O halde davacı 3.kişinin karine aksini ispat ettiğinden söz edilemeyeceği gibi haciz adresinde 3.kişiden daha önce borçlunun faaliyet gösterdiği anlaşıldığından 3.kişi ile borçlu arasındaki ilişki örtülü işyeri devri nitelediğinde olup İİK.nun 44.ve BK.nun 179.maddeleri uyarınca işletmeyi devralan 3.kişi işletmenin borçlarından da sorumludur. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, davacı şirketin mülkiyet, rehin hakkı gibi bir hakka dayanmadığı, mahcuzların diğer davacı 3.kişi … tarafından geçici olarak işyerine bırakıldığı iddiasına dayanıldığı anlaşıldığından davacı şirketin aktif dava ehliyeti bulunmadığı gözetilmeden davacı şirket yönünden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 5.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.