YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11413
KARAR NO : 2012/4507
KARAR TARİHİ : 11.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davalılar …, … ve … yönünden davanın kabulüne, davalılar …, … ve … yönünden davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar … vekili ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu Üzeyir’in üzerine kayıtlı araç ve taşınmazlarını mal kaçırma amaçlı davalılar Nuri, Mehmet, Rahime, Orhan, Ünal ve Mustafa’ya sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, … vekili, …, …, … ve …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı …’a yapılan iptale konu satışın, ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru 2 yıldan daha önce olduğu, … ve …’nun ise kötüniyetli olduklarının ispatlanamadığından reddine, davalı …’nin borçlunun kardeşi olması, davalılar Rahime ve Mustafa’ya yapılan satışta ise satış gösterilen değer ile gerçek değer arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılar … vekili ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı …’nin borçlu Üzeyir’in kardeşi olmasına İİK’nın 278/III-1. bendinde bu derece akrabalar arasında yapılan tasarrufların bağışlama hükmünde sayıldığının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine buna ilaveten davalı …’nin, kardeşi olan borçlu Üzeyir’in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması nedeniyle de tasarrufun iptali gerekeceğine (İİK. 280/II), davalılar Mehmet ve Ünal yönünden İİK’nın 278/III-2. bendi hükmü gereğince tasarrufun iptali için yerleşik ve devamlılık arzeden yargısal uygulamalar gözönüne alınarak taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin tapuda gösterilen satış bedelinin bir misli ve daha fazla olduğunun belirlenmesinin gerekmesi bakımından sözkonusu değer farkının oluşmamış olmasına, ayrıca davalı 3. kişi Mehmet ve Ünal ile borçlu arasında akrabalık, arkadaşlık veya ticari ilişki gibi borçlunun alacaklılarından mal kaçırma ya da alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduklarının da kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı … yönünden kötüniyetli olduğunun ispat edilemediğinden davanın reddine, Rahime yönünden tapuda gösterilen değer ile tasarruf tarihindeki gerçek değer arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
İİK’nın 280/I fıkrasında malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceğine işaret edilmiştir. Davalı … yönünden somut olayda borçlu Üzeyir ve davalı … savunmalarından aralarında ticari ilişki bulunduğu ve dava konusu aracın borçlu Üzeyir’in davalı …’a borcu nedeni ile satıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan davalı … borçlu ile arasında ki ticari ilişki ve borç alacak ilişkisi nedeni ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırma kastını ya da alacaklıyı ızrar kastını bilebilecek durumdadır.
Bunun yanında İİK’nın 278/III-2. maddesi uyarınca “kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde sayılmış ve bu tasarrufların iyi niyet koşulu aranmaksızın iptale tabi oldukları kabul edilmiştir. Bu bedel farkının hesaplanmasında satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtlarının bulunduğu hallerde, alıcının taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağı, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilerek, oransızlığın belirlenmesinde, tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarlarının da göz önünde tutulması gerekecektir. Ayrıca lehine tasarruf yapılan üçüncü kişilerin resmi akit tablosunda belirtilen satış bedeli dışında daha fazla ödemede bulunulduğunun banka kayıtları gibi yasal ve geçerli belgelerle kanıtlanması da mümkündür. Somut olayda davalı …’nin satın aldığı dava konusu taşınmaz üzerinde ipotek kaydı bulunduğu, bu ipotek borcunun banka kayıtlarından Rahime tarafından ödendiği belirlenmiş olması dikkate alındığında İİK’nın 278/III-2 şartlarının oluşmadığı gibi davalı …’nin kötüniyetli olduğunun da iddia ve ispat edilebilemediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca davalı … yönünden davanın kabulüne, davalı … yönünden ise davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Davalı …’in temyiz itirazları yönünden, mahkemece tapuda gösterilen değer ile tasarruf tarihindeki gerçek değer arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve toplanan deliller varılan sonuç için yeterli değildir.
Yukarıda değinildiği üzere, İİK’nın 278/III-2. maddesi gereğince bedel farkı nedeni ile tasarruf işleminin iptalinde, değer farkı hesaplanmasında lehine tasarruf yapılan üçüncü kişilerin resmi akit tablosunda belirtilen satış bedeli dışında daha fazla ödemede bulunulduğunun banka kayıtları gibi yasal ve geçerli belgelerle kanıtlanması mümkündür. Somut olayda davalı … dava konusu aracı 11.000,00.-TL bedel karşılığı aldığını bunu da Aydın Finansbank şubesi çeki ile ödediğini iddia etmesine karşın mahkemece bu belgelerin araştırılması ve incelenmesi yoluna gidilmemiştir. O halde mahkemece davalı …’nın bildirdiği çeke ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili bankalardan sorulup ne gibi işleme tabi tutuldukları belirlendikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3
numaralı bentlerde açılanan nedenlerle davacı vekilinin, davalılar Rahime vekili ve Mustafa’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar Rahime ve Mustafa’ya geri verilmesine 11.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.