Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3937 E. 2012/9276 K. 13.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3937
KARAR NO : 2012/9276
KARAR TARİHİ : 13.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasar bedelini ödemediğini belirterek şimdilik 5.000 TL.nın kaza tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 28.4.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 2.670 TL daha artırarak toplam 7.670 TL tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının aracını olay tarihinden 6 ay kadar önce haricen 3. kişiye sattığını, menfaat sahibinin değiştiğini bu nedenle sigorta sözleşmesinin kendiliğinden feshedilmiş olduğunu, hasardan sorumluluklarının bulunmadığını, temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak açılan tazminat istemine ilişkindir. Mal sigortalarında sigorta konusu mal değil, menfaattir. Bu itibarla sigorta akdini
yaptıran kimsenin bir malı sigorta ettirmekte para ile ölçülebilir bir menafaatının olması gerekir. Aksi halde TTK.nun 1264/2 maddesi uyarınca sigorta sözleşmesi batıl olur. Bu durumda aynı yasanın 1269. maddesinde açıklandığı gibi araç maliki veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışta alıcı sıfatı ile sicilde kayıtlı görülen veya malikin adi veya rehinli alacaklısı uzun süreli kiracı, Finansal kiralama sözleşmesine istinaden elinde bulunduran kişi, hukuki bir akde istinaden ariyet olarak elinde bulunduran ve buna mümasil para ile ölçülebilir bir menfaati bulunan kişilerin bir mal sigortası türü olan kasko sigorta akdi yaptırabileceği açıktır. Kasko Sigortası Genel Şartlarının menfaat sahibinin değişmesi başlıklı C-5 maddesinde ise ” Sözleşme süresi içinde menfaat sahibinin değişmesi halinde sigorta sözleşmesi kendiliğinden feshedilmiş olur ve feshin hüküm ifade ettiği tarihe kadar geçen sürenin primi gün esasına göre hesap edilir ve fazlası sigorta ettirene geri verilir… süresinde kullanılmayan fesih hakkı düşer.” denilmektedir. Bunun ne anlama geldiğinin tesbitine gelince; burada yeni bir hukuki tasarrufla sigortalının sigorta akdini yaptırmakla menfaatinin son bulması ve bu menfaatin sigortalıdan başkasına geçmesi anlamında bulunduğunu kabulde zorunluluk vardır.
Diğer taraftan 2918 sayılı KTK.nun 20/d maddesine göre, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devir işlemleri aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunmadığına dair belgenin ibrazı halinde araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılır. Noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devir işlemleri geçersizdir. Bu hüküm kamu yararı ve kamu düzeni amacına yöneliktir. Değinilen bu hüküm karşısında harici satış işlemi ile 3. kişinin araç üzerinde hukuken bir menfaatinin bulunduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bu kural ortada iken aracın kayıt maliki dışında bir başkasına ait olduğu yolundaki mücerret açıklamalara değer verilerek o şahsın malik olduğunun, bu suretle menfaat sahibinin değiştiğinin ve sigorta akdinin sona erdiğinin kabulü doğru olmadığı gibi davalı tarafın aracın haricen satılması ile menfaat şartının değiştiğini ve sigorta akdinin sona erdiğini ileri sürmesi de yerinde değildir. Çünkü araç üzerindeki menfaat sahipliği iddiası, satış yoluyla mülkiyeti devralma istemine dayandığından bu işlem geçerli olmadıkça menfaat devri de geçerli olmayacaktır.
Yukarıda açıklanan ilkeler altında somut olaya baktığımızda davacı ile davalı … şirketi arasında 22.9.2007/22.9.2008 vadeli kasko poliçesinin düzenlendiği, poliçenin yürürlükte olduğu dönem içinde 17.4.2008 tarihinde davaya konu trafik kazasının meydana geldiği ve aracın hasarlandığı, ihbara rağmen davalı sigortacının hasar bedelini ödemediği, aracın olay tarihi itibariyle sigortalı davacı … adına trafikte kayıtlı bulunduğu hatta kaza tarihinden sonra 11.2.2009 tarihli 05780 yevmiye nolu … 24. noterliğinde düzenlenen satış sözleşmesine istinaden dava dışı Murat Sönmez’e resmi şekilde satıldığı, aracın olay tarihinden önce dava dışı … …’a haricen satıldığına dair sürücüsü … …’ın davalı … şirketine hitaben yazılmış 9.5.2008 tarihli dilekçesindeki soyut beyanından başka resmi merciler huzurunda alınan ifadelerin bulunmadığı, bu hususta aracı haricen aldığı söylenen … … ile sigortalının dahi beyanlarının olmadığı kaldı ki sadece bu konuda verilen beyanın yeterli olmayacağı menfaat sahibi değişikliğinin kabulü için KTK.nun 20/d maddesi uyarınca aracın noterce düzenlenen senetle satışının yapılmasının gerektiği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, davalı tarafın menfaat sahibi değişikliği savunmasını dava dışı sürücü … ‘ın davalı … şirketine hitaben yazılmış dilekçesindeki haricen satış beyanına dayandırdığı, ancak söz konusu satımın 2918 sayılı KTK.nun 20/d maddesinde öngörülen resmi şekilde yapıldığını ispatlayamadığı, aksine aracın 11.2.2009 tarihli resmi satış senedi ile 3. kişi Murat Sönmez’e satıldığı gözönünde bulundurulup işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’a geri verilmesine 13.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.