YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10391
KARAR NO : 2012/9538
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat ve tazminat davalarının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Asıl davada davacı … Sigorta vekili dava dilekçesinde, müvekkil sigorta şirket nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı … plakalı davalının sürücüsü ve maliki olduğu aracın 12.02.2006 tarihinde … plakalı araca çarpması neticesinde araç sürücüsü … … ve araçta bulunan … …’in öldüklerini, davalının aracında bulunan … ve …’nun yaralandıklarını, kazaya karışan araçlarda hasar meydana geldiğini, kazada vefat eden … …’ın babası …’a 12.07.2006 tarihinde 3.406,72 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, …acın pert olması nedeniyle 3.750.00 TL’nin …’a ödendiğini, yine kaza sırasında yaralanan …nun tedavisi ile ilgili 1.783,00 TL ödendiğini, müvekkil şirketin… plakalı aracın trafik sigortacısı olması nedeniyle toplam 8.939.00 TL tazminat ödemek zorunda kaldığını, davalının olayda alkollü olması nedeniyle yapılan ödemelerin davalı sigortalıdan rücu yoluyla istenebileceğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.493, 00 TL alacağın en son ödemenin yapıldığı tarih olan 12.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş;
Birleştirilen dosya davacıları vekili dava dilekçesinde; müteveffa … …’ın müvekkilerinin miras bırakanı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı … için 20.000,00 TL destekten yoksunluk tazminatı, 20.000,00 TL manevi tazminat ile müvekkilleri … ve … için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sorumluluklarının poliçe limitleri dahilinde ve sigortalının kusuru oranında olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; asıl davanın kısmen kabulü ile 3.406.72 TL muris … …’ın babası …’a ödenen destekten yoksun kalma tazminatı, 534,97 TL kazada yaralanan… tedavi masrafı, 1.500,00 TL 09 DV 771 plakalı aracın hasarı olmak üzere 5.441.69 TL alacağın son ödeme tarihi 12.07.2006’dan itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacı … için 1.952,70 TL maddi tazminat, 10.000,00 TL manevi tazminat, davacılar … ve … için 5.000,00’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından asıl davada verilen karar yönünden temyiz edilmiştir.
Temyize konu asıl dava, sigortacının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4/d maddesine dayanarak açtığı rücuen tazminat davasıdır.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirir olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda;
Mahkemece nöroloji uzmanı ve makine mühendisinden oluşan heyetten alınan 14.03.2011 tarihli bilirkişi raporunda, kaza-
nın meydana gelmesinde müteveffanın %70, davalının %30 oranında kusurlu oldukları belirtildikten sonra, kazaya davalının aldığı alkolün münhasıran sebebiyet vermediği çok açık bir şekilde vurgulanmıştır. Hal böyle iken, mahkemece davacının sigortalısı davalıya rücu koşullarının oluşmadığından bahisle asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetli olmadığından kararın anılan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA
, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 18.09.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.