Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12848 E. 2012/4877 K. 18.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12848
KARAR NO : 2012/4877
KARAR TARİHİ : 18.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu Abubekir’in üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı …’ya sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …’ya usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile belirlenen gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK. 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için davacının gerçek bir alacağının bulunması, bu alacağına ilişkin kesinleşmiş bir takibin bulunması zorunludur. Diğer bir deyişle davacının alacağının mevcudiyetine dair tereddüt bulunmamalıdır.
Somut olayda borçlu … tarafından davacının alacağını tahsil için yaptığı takipler nedeni ile borcu olmadığına ilişkin olarak işbu dava tarihinden önce ikame edilmiş ve halen derdest bulunan menfi tespit davasının açılmış olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalı borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının neticesinin beklenmesi ve hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli değildir.
2-Bunun yanında mahkemece dava konusu taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile belirlenen gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve toplanan deliller varılan sonuç için yeterli değildir.
İİK’nın 278/III-2. maddesi uyarınca “kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde sayılmış ve bu tasarrufların iyi niyet koşulu aranmaksızın iptale tabi oldukları kabul edilmiştir. Bu bedel farkının hesaplanmasında satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtlarının bulunduğu hallerde, alıcının taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağı, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilerek, oransızlığın belirlenmesinde, tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarlarının da göz önünde tutulması gerekecektir. Ayrıca lehine tasarruf yapılan üçüncü kişilerin resmi akit tablosunda belirtilen satış bedeli dışında daha fazla ödemede bulunulduğunun banka kayıtları gibi yasal ve geçerli belgelerle kanıtlanması da mümkündür. Somut olayda dava konusu taşınmazın davalı …’e ipotek ile yükümlü olarak satılmış olması bakımından ipotek bedeli ve satış bedeli ile taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri birlikte değerlendirildiğinde bedel farkı oluşmamaktadır. Ancak taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile dava dışı alacaklısı tarafından cebri icra yolu ile satılması talep edildiği, ipoteğin paraya çevrilmesi için yapılan takiplerdeki miktarların, ipotek miktarından daha düşük olduğu dikkate alınarak taşınmazın davalı …’e satışı sırasındaki ipotek alacağı miktarının belirlenmediği, ayrıca dava konusu taşınmazın bu yolla satışı halinde de ihale bedelinden her hangi bir bedel artmaması durumunda davanın konusuz kalması sonucu ortaya çıkacağından sözkonusu takipler sonucu dava konusu taşınmazın cebri icra yolu ile satılıp satılmadığı hususunun araştırılmadığı ve incelenmesinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece dava konusu taşınmazın davalı …’e ipotek ile yükümlü olarak satışında ipotek borcu miktarının belirlenmesi, ayrıca bu ipotek borcundan ötürü yapılan takipler sonucu taşınmazın cebri icra yolu ile satılıp satılmadığının belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 18.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.