YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8157
KARAR NO : 2012/9627
KARAR TARİHİ : 20.09.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 5.187,60 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı …’in asli kusurlu olduğunu belirterek kusur oranına isabet eden 3.890 TL.nın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar duruşmalara katılmadıkları gibi davaya yazılı olarakta cevap vermemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulü ile 3.890 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301.maddesine dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının olduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi usulüne uygun olarak tebligatın yapılması ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36. ve 6100 sayılı HMK.nun 27.maddesi (1086 sayılı HUMK.nun 73.maddesi) hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmadan hükmünü veremez. Değinilen işlemlerin nedeniyle tebligat
bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve tüzüğün amacı tebliğin muhatabına ulaşması konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kural olarak tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. Tebligat Kanunu’nun 16.maddesine göre “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” Aynı kanunun 22.maddesine göre ise “muhatap yerine kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır.”
Somut olayda davalılar adına gönderilen dava dilekçeleri 7.9.2010 tarihinde davalılarla birlikte aynı çatı altında birlikte oturan … imzasına tebliğ edilmiştir. Tebliğ yapılan …16.2.1995 doğumlu olup tebliğ tarihinde 18 yaşından küçük olduğu gibi tebligat evrakında kendisine tebligat yapılan muhatabın görünüşüne göre 18 yaşından aşağı olmadığına dair bir açıklama da bulunmadığından dava dilekçesinin davalılara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece davalılara duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliği ile savunmalarına ilişkin delillerin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilemsi gerekirken usulünce taraf teşkili sağlanmadan davalıların yokluğunda yargılamaya devam edilerek savunma hakkını kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar … ve …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’e geri verilmesine 20.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.