YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9252
KARAR NO : 2012/13437
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, müvekkilinin şirketinde çalışan davalı … tarafından şahsi işinde kullanıldığı esnada meydana gelen kaza sonucu hasarlandığını, davalı …’in işten atılırım korkusu ile karakola müracaat ederek aracın çalındığı ihbarında bulunduğunu, davalı … şirketinin ise aracın alkollü olarak kullanılması ve hırsızlık süsü verilmesi gerekçesiyle hasar bedelini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 14.125 TL hasar bedelinin 21/10/2006 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … şirketi vekili, kazanın sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini ancak olaya hırsızlık süsü verilmeye çalışıldığını, ispat yükünün yer değiştirdiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 14.125,24 TL’nin 21/10/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsiline, sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davalı … şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, 6762 sayılı TTK.’nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sigortalı araç sürücüsü davalı … karakola müracaat ederek, sigortalı araç ile düğüne gittiğini, aracı park ettiğini, düğün sonunda aracı yerinde bulamadığını bildirmiştir. Sigortalı ise ısrarla, aracın aslında çalınmadığını, davalı …’in aracı şahsi işinde kullanırken kaza yaptığını, işten atılma korkusu ile aracın çalındığına yönelik beyanda bulunduğunu bildirmiştir. Sigortalının, aracın çalındığına ilişkin davalı … şirketine bir ihbarı olmamıştır. Ayrıca davalı … şirketi, davalı …’in aracı alkollü şekilde kullanırken
kaza yapmış olabileceğini iddia etmişse de buna ilişkin somut bir delil dosyaya sunmamıştır. O halde mahkemece, davalı … şirketinin hasarın teminat dışında olduğu iddiasını somut delillerle ispat edemediği gözetilerek hasarın teminat kapsamında olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 03/12/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.