YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9870
KARAR NO : 2011/1461
KARAR TARİHİ : 22.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 22.2.2011 Salı günü davacı vekili Avukat … ile davalı … vekili Avukat … geldiler. Davalı … tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ve Kadir vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satışının sonunda bedelin ödendiğine dair delil ibraz edilemediği ve satışın muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ve Kadir vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, satış bedelinin ödendiği hususunun ispatına gerek olmamasına rağmen davalılar arasındaki satışın 28/08/2007 tarihinde yapılmış olmasına karşın davalı borçlunun 30/11/2007 tarihinde yapılan hacizde halen taşınmazda oturduğunun anlaşılmasına ayrıca işbu davaya ait dava dilekçesinin de 27/06/2008 tarihinde borçluya aynı adreste tebliğ edilmesine bu durumun hayatın olağan akışına aykırı bulunmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre … … vekili ve Kadir vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcının takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değer-
lerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir.
Dava konusu olayda taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri alacak miktarından daha azdır. Bu durumda karar ve ilam harcının taşınmazın değeri üzerinden hesaplanması gerekirken yazılı şekilde harç hesabı ve mahkemece yargılama sırasında konulan ihtiyati haciz mahiyetindeki ihtiyati tedbirin hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiş ise de tasarrufun iptali davalarında dava kabulle sonuçlandığı takdirde, alacaklı tarafından başlatılacak bir icra takibi olmayacağı, İİK’nun 281/2 maddesi uyarınca uygulanan ihtiyati haczin tasarrufun iptali davasının kabulü ile kesin hacze dönüşeceği ve davacı alacaklının verilen ilamı icra dosyasına ibrazı ile cebri icra işlemine devam edileceği gözetilmeden mahkemece ihtiyati tedbirin kararın kesinleştiği tarihle sınırlandırması doğru değildir. Ne var ki bu hususlar yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, kararın HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde yer alan ”taşınmaz üzerine konulan tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına,” ibaresinin hükümden çıkarılmasına 2 nolu bendinde yer alan “3.630,00” rakamlarının çıkarılarak yerine “4.660,20” rakamlarının yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, 825,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’a verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı … yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 3.668,05 TL kalan harcın temyiz eden davalılardan alınmasına 22.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.