Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4105 E. 2012/9426 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4105
KARAR NO : 2012/9426
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı (3.kişi), davalı alacaklı tarafından kendisinin eşi olan dava dışı borçlu… aleyhine … İcra Müdürlüğünün 2009/211 sayılı dosyasından yürütülen takipte uygulanan 20.10.2010 tarihli haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan ve kendisine ait büyükbaş hayvanlarının haczedildiğini, borçlu eşi ile aralarında 2008 yılında mal paylaşımı yaptıklarını ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; mahcuz hayvanların davacı 3.kişiye ait olduğu ve davanın ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile mahcuz hayvanlar üzerindeki haczin iptaline (kaldırılmasına) karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Takip konusu borç 25.12.2007 tarihli kredi sözleşmesinden doğmuş olup, davaya konu 20.10.2010 tarihli haciz işlemi de karı-koca olan davacı 3.kişi ile borçlunun birlikte yaşadıkları, takip talebinde gösterilen ve ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği adreste yapılmıştır. Aynı adreste 23.7.2009 tarihinde uygulanan haciz işleminde de bir kısım menkuller haczedilmiş, 3.kişinin bir istihkak iddiası olmamıştır.
Öte yandan, mahcuz hayvanların çoğunlukla borç doğumundan sonraki tarihlerde davacı 3.kişi adına olan işletmeye kaydedildikleri görüldüğü gibi, borçlunun da borç doğumu sırasında aynı işle uğraştığı ve adına işletme kaydı bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı 3.kişi borçlu eşi ile aralarında mal paylaşımı yaptıklarını ileri sürmesine karşın, dosyaya bu yönde bir delil sunmuş değildir.
Buna göre, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen mahcuzları borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurdukları, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu 3.kişi ile eşi olan borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya ve hacizleri önlemeye yönelik danışıklı işlemler yapıldığı, bu nitelikteki işlemlerin alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. Davacı tarafından ibraz edilen ve çoğunlukla borcun doğumundan sonraki tarihlere ilişkin olan belgelerin her zaman temini mümkün olup, yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, açıklanan bu hukuki ve maddi olgular karşısında, mahkemece, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 17.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.