Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/13287 E. 2012/12400 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13287
KARAR NO : 2012/12400
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (alacaklı) vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/8359 sayılı takip dosyasında borçlunun adresinde 01.10.2009’da haciz yapıldığını, 14.04.2010’da aynı adrese gidildiğinde kapının kapalı olduğunun tespiti üzerine çevreden sorularak öğrenilen yeni adresine gidildiğini, kapı kapalı olduğu için işlem yapılmayıp not bırakıldığını, ancak borçlunun tabelasına göre burada faaliyete başladığının anlaşılması üzerine 13.08.2010’da aynı adrese tekrar hacze gidildiğini, üçüncü kişinin iş yerinin kendisine ait olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunduğunu, sunulan vergi levhası ve faturaların istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı (üçüncü kişi), usulüne uygun davetiyle tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre: “dava konusu haczin üçüncü kişinin iş yerinde yapıldığı, borçlunun aynı yerde farklı bir dükkânda faaliyet gösterdiği, öte yandan üçüncü kişinin borçlu şirketle organik bağ içinde bulunduğunun tespit edilemediği, mülkiyet karinesinin üçüncü kişinin yararına olduğu, ispat yükü altında olan alacaklının karinenin aksini kanıtlayamadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. vd. maddesi uyarınca “istihkak iddiasının reddi” davası olarak açılmıştır.
Dava konusu haciz, bir önceki haciz sırasında borçlunun yeni adresi olarak belirlenen yerde yapılmış, bu durum önceki haciz tutanağı içeriğine de yazılmıştır. Haciz tutanakları İİK’nun 8/son maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir. Buna göre İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan üçüncü kişi, karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir. İcra Müdürlüğü’nün sehven İİK’nun 99. maddesini uygulaması ve davanın alacaklı tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır.
Somut olayda, davalı üçüncü kişi duruşmaları takip etmemiştir, ancak istihkak iddiası sırasında vergi levhası ile fatura deliline dayanmıştır.
Mahkemece, sunulan faturaların gerçekliği ve mahcuzlara uygunluğu yönünde bir inceleme yaptırmadan hüküm kurmuştur.
Oysaki yapılması gereken iş öncelikle, davacı ve satıcı firmaların ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile faturaların gerçek olup olmadığını, daha sonra ise yine uzman bilirkişi refakatinde mahallinde yapılacak keşif incelemesi ile bunların mahcuzlara uygunluğunu saptayıp sonucuna göre bir karar vermektir.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.