YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1130
KARAR NO : 2012/4262
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Bodrum 2.İcra Müdürlüğü’nün 2009/2249 sayılı Takip dosyasında yapılan 03.10.2009 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait faaliyet alanı ile uyumlu eşyalar olduğunu, bunların bir kısmının fatura ile alındığını, diğerlerini finansal kiralama sözleşmesi uyarınca kiralandığını, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, borçlunun haciz adresinde sadece bir bürosunun bulunduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, iki şirketin ortaklarının aynı kişiler olduğunu ve aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, öte yandan istihkak iddiasının kanıtlanamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu mahcuzların davacı şirketin faaliyet alanı ile uyumlu olduğu, davalı borçlunun faaliyet alanı ile ilgisinin bulunmadığı, haciz adresinde borçluya ait sadece bir adet büronun yer aldığı, hacizli malların üçüncü kişiye ait olduğu, aksinin kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz sırasında hazır bulunan … gelinen yerde borçlunun ofisinin bulunduğunu üretimi başka bir yerde yaptığını beyan etmiştir. Davacı taraf da borçlunun faaliyet alanının farklı olduğunu, kendilerine ait iş yerinde sadece idari işlerin yürütüldüğü bir bürosunun bulunduğunu belirtmiştir. İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir.
Bununla birlikte üçüncü kişi şirket borcun doğumundan önce kurulmuştur ve faaliyet alanı borçlununkinden farklıdır. Ne var ki ortaklar itibarı ile iki şirket arasında organik bağ vardır.
Bu koşullarda öncelikle iki şirketin birlikte tek şirket gibi faaliyet gösterip göstermediğinin ticaret sicil ve vergi kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile saptanması, gerekirse aynı konuda mahallinde kolluk aracılığı ile inceleme yaptırılması da gerekir.
Toplanan delillerin sonucuna göre iki şirketin birbirinden bağımsız olarak çalıştığı tespit edilirse bu kez davacının sunduğu faturaların gerçekliği, finansal kiralama sözleşmesi kapsamındaki eşyaların mülkiyetinin davacıya geçip geçmediği, yine ticari kayıtlar üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile (ödeme ile ilgili hususlara da bakılarak) saptanmalı, daha sonra yine keşif ve bilirkişi incelemesi ile bunların mahcuzlara uygunluğu araştırılmalıdır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 9.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.