Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10392 E. 2012/10117 K. 26.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10392
KARAR NO : 2012/10117
KARAR TARİHİ : 26.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı …. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkilinin işleteni olduğu araca davalıların işleteni ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu hasarlanması nedeni ile 10.850,00.-TL onarım bedeli, 500,00.-TL değer kaybı zararına uğradıklarını belirterek, bu bedelin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı …. vekili, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, davalı …’in poliçe peşinatını ödemediğini, geçerli bir poliçe bulunmadığını, ayrıca zorunlu mali sorumluluk limitlerini aşan bir zararın bulunması halinde sorumluluklarının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …’e usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 9.500,00.-TL hasar bedelinin her iki davalıdan, 500,00.-TL değer kaybının davalı …’ten tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı …. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı … şirketi, zarara neden olan aracın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısıdır.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Dosya içerisinde davacıya ait aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin poliçe mevcut olmayıp, davalı … şirketinin düzenlediği kasko ve ihtiyari mali sorumluluk poliçesi bulunmaktadır.
Bu durumda mahkemece öncelikle aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesinin mevcut olup olmadığı araştırılmalı, varsa örneği getirtilmeli, teminat limiti belirlenmelidir. Şayet araç için zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi hiç yapılmamış ise modeli ve yaşına göre Hazine Müsteşarlığı’nca kaza tarihindeki tespit edilen limiti esas alınmalıdır.
Hal böyle olunca; tespit edilen gerçek zararın öncelikle zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi limiti içinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, kalıyorsa davanın reddine; gerçek zarar, … limitini aşıyorsa, o zaman ihtiyari mali sorumluluk sigortası poliçesi limitiyle sınırlı olarak davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Sigorta hukukunda kural olarak, sigorta sözleşmesinin akdedilmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için TTK’nın 1282 ve 1295 maddeleri hükmünce, kazadan önce primin tamamının veya ilk taksidin ödenmiş olması zorunludur. Ancak; prim peşinatının rizikodan önce yatırılmaması nedeniyle sigortacının sorumluluğunun TTK.’nun 1295/3. madde hükmü uyarınca başlamadığı hallerde, sigortacının olaydan ve ihbardan, diğer anlatımla rizikoyu öğrendikten sonra primleri tahsil etmesi, sonrasında geri vermemesi ve bir ihtarla da sözleşmeyi feshetmemesi hallerinde sigortacının sözleşmeyi ayakta tutması karşısında tahsil öncesi gerçekleşen rizikodan sorumludur.
Bu durumda Mahkemece, davalı …. tarafından düzenlenen “Kasko Poliçesi”nin ilk taksit prim borcunun kaza tarihinden önce ödenmediği yönündeki davalı savunması üzerinde durularak, yukarıda yapılan açıklamalar gözönüne alınarak olay tarihi itibariyle davalı … şirketinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve sunulan
poliçeye göre davalı ….’nin 3. şahısların zararını sigorta edip etmediğinin araştırılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca davalı ….’nin zamanaşımı define ilişkin savunması hususunda da Mahkemece olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1, 2 ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı …. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … AŞ.ye geri verilmesine 26.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.