Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/9590 E. 2012/10291 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9590
KARAR NO : 2012/10291
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İcra Hukuk)
DAVACI(Alacaklı):…
DAVALI(3.kişi) :1-…
(Borçlu) 2-…

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (alacaklı) vekili, müvekkilinin alacağından dolayı borçlu aleyhine yürütülen takipte, Yumurtalık İcra Müdürlüğünün 2009/116 Tal. sayılı dosyasından uygulanan 27.4.2009 tarihli haciz işleminde, haczedilen mahcuz hakkında 3.kişi tarafından haksız olarak istihkak iddiasında bulunulduğunu ileri sürerek, istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; yargılama sırasında taraflarca tanık beyanlarına dayanılmakla birlikte, davalı 3.kişinin ayrıca 15.11.2008 tarihli satış sözleşmesine dayandığı ve sözleşme tanıklarının da sözleşme içeriğini doğruladığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Dava konusu mahcuz 27.4.2009 tarihinde davalı 3.kişinin evinin önünde haczedilmiş ise de takip dayanağı borç 09.4.2008 tanzim tarihli bonodan kaynaklanmakta olup, haciz sırasında hazır bulunan … ve … mahcuzun borçluya ait olduğunu, ancak 3.kişinin adresine getirildiğini belirtmişlerdir. Dava konusu haciz sırasında Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunmak suçundan, bu kişiler aleyhinde Yumurtalık
../…

– 2 –
2012/9590
2012/10291

Asliye Ceza Mahkemesin 2010/29-78 E/K. Sayılı dosyasından görülen ve beraatle sonuçlanıp kesinleşen kamu davasının yargılaması sırasında da bu şahısların aynı beyanlarda bulundukları görülmektedir.
Öte yandan, haciz sırasında 3.kişi malı alacağına dair (karşılık) borçludan aldığını belirtmesine karşın, iddiasına yönelik bir belge sunamadığı gibi, sonradan ibraz ettiği 15.11.2008 tarihli adi nitelikli satış sözleşmesi de borcun doğum tarihinden sonraya ilişkin olup, her zaman düzenlenmesi mümkündür.
O halde, mahkemece, öncelikle 3.kişinin dava konusu (mahcuz) yer fıstığı makinesi ile ilgili bir tarımsal faaliyetinin bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılacağı gibi, davalı 3.kişi ile borçlunun aynı köyde yaşadıkları ve birbirlerini tanıdıkları da göz önüne alınarak, İİK.nun 280. Maddesi hükmüne göre, 3.kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu, aciz halini ve alacaklıdan mal kaçırma kastını bilebilecek kişilerden olup olmadığı hususu etraflıca tartışılarak, buna göre; borcun doğumundan sonra borçlu ile 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazalı işlem ve satış/devir yapılıp yapılmadığı yönünden dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, borçlanmadan sonraya ilişkin adi nitelikli satış sözleşmesine ve 3.kişi tanıklarının soyut içerikli beyanlarına itibar edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı (alacaklı)’ya geri verilmesine 1.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.