Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/4658 E. 2011/201 K. 20.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4658
KARAR NO : 2011/201
KARAR TARİHİ : 20.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı, müvekkiline ait aracın dava dışı 3.kişiye ait araçla çarpışması sonucu hasarlandığını, davalı şirketin ihbara rağmen hasar bedelini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 17.500 TL’nin olay tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … şirketi vekili, davacı aracının alkollü sürücü tarafından kullanılması nedeniyle hasarın teminat kapsamında kalmadığını, kazanın oluşumunda alkol dışında bir etkenin bulunmadığını, hasarın fahiş olduğunu, olay tarihinden faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
20.5.2008 tarihli 2007/48-2008/180 sayılı önceki hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 23.12.2008 gün 2008/3901-5676 sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 48.maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1.maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, alkollü içki almış olarak araç
kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promil üzerinde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5.maddesinde; ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinde; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko sigortası poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde; yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keşif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla; sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilke-
si benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları).
Somut olayda davacı araç sürücüsü olay anında 0,52 promil alkollü olarak araç kullanırken direksiyon hakimiyetini kaybederek hatalı şekilde karşıdan gelen vasıtaların şeridine girip karşı şeritten gelen dava dışı 3.kişiye ait araçla çarpışmıştır. Olay gece saatlerinde, düz ve eğimsiz, iki yönlü asfalt yolda meydana gelmiştir. Yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir.
Bu konuda mahkemece alınan 18.5.2009 tarihli bilirkişi raporunda olayın alkolün etkisi ile meydana geldiği belirtilmiş, 18.11.2009 tarihli raporda sürücünün alkollü olmasının kazaya etki ettiği ancak sürücü alkollü olmasa bile yine böyle bir kazanın ve daha ağır kazalarda meydana gelebileceği bildirilmiştir. Bu raporlar hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi raporlar arasındaki çelişki de giderilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; aralarında 2 nöroloji ve 1 trafik uzmanı bulunan İTÜ’den seçilecek bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol ve hava durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurlarında etkili olup olmadığının tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve raporlar arasındaki çelişkileri giderici rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.