Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12097 E. 2012/4572 K. 12.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12097
KARAR NO : 2012/4572
KARAR TARİHİ : 12.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu …’ın aleyhine yapılan icra takibini karşılıksız bırakmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 12.4.2006 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek taşınmaz satışına ilişkin tasarrufun iptali ile tapunun eski hale iadesini dava ve talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili dava konusu taşınmazı 40.000 TL bedelle sattıklarını, satış tarihinde kesinleşmiş bir alacak bulunmadığını, 11.4.2006 tarihli protokol gereğince taşınmazda halen müvekkilinin oturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazda davalı …’ın kiracısının oturduğu, tasarruf tarihi itibarıyla taşınmazın değerinin 50.000,00 TL olarak belirlendiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Davanın amacı borçlunun İİK 278, 279, 280.maddeler gereğince yaptığı tasarrufların butlanına hükmetmektir.
Somut olayda dava konusu taşınmazın tapudaki değeri ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer arasında misli fark bulunmadığı yönündeki mahkeme tesbiti doğru olmakla birlikte, taşınmazın keşif tarihi itibarıyla kim tarafından kullanıldığı konusunda mahkemece yapılmış bir gözlem ve tesbit bulunmadığı gibi sunulmuş bir kira kontratı da bulunmadığından bilirkişi raporundaki taşınmazın davalı 3.kişi kiracısı tarafından kullanıldığı yönündeki tespit soyut kaldığından bu hususun kabul gerekçesi yapılması doğru görülmemiştir.
İİK 280/1 maddesi, “malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, dava konusu 12.4.2006 tarihli tasarruf, 20.4.2002 tarihli borçtan sonra 1.11.2007 tarihli geçici aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağından aciz halinde olduğu tesbit edilen borçlu tarafından davalı 3.kişi Süleyman’a yapılan taşınmaz satışına ilişkindir. Takip dosyası içeriğinden dava konusu taşınmaz üzerine dava dışı alacaklı tarafından 25.3.2004 tarihinde 1.sırada, davacı tarafından da 2.4.2004 tarihinde 2.sırada haciz konulduğu; süresi içerisinde satış istenmediğinden borçlu vekilinin talebi doğrultusunda 1.sıradaki haczin 7.4.2006, ikinci sıradaki davacı haczinin 6.4.2006 tarihinde kaldırılarak taşınmazın hacizlerin kalktığı tarihten altı gün sonra 12.4.2006 tarihinde satıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu tapu satış aktinden davalıların adreslerinin ve nüfusa kayıtlı oldukları merkez, mahalle ve cilt numarasının aynı olduğu, duruşma davetiyesinin davalılara 21.2.2008 tarihinde dava konusu taşınmazın bulunduğu adreste tebliğ edildiği, borçlunun satışın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen halen dava konusu taşınmazda oturduğu, bu durumun hayatın olağan akışına uymadığı gibi borçtan ve takipten sonra düzenlenen 11.4.2006 tarihli adi nitelikteki her zaman düzenlenebilecek protokolün delil olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacının delil olarak sunduğu Gaziosmanpaşa 1.İcra Müdürlüğünün 2003/1105 (2007/4104 yeni dosya numarası) takip sayılı dosyasındaki temlik işlemlerinde alacaklı … ile 10.7.2007 tarihli temlik alacaklısı …un aynı vekil (Avukat …) tarafından temsil edildiği, tahsilatın adı geçen avukat tarafından yapılmış olması gibi maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde aciz halinde olan borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla hareket ettiği ve davalı 3.kişi …’ın da borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu dolayısıyla dava konusu tasarrufun takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak İİK 280/1 madde gereğince iptaline karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçeyle davanın reddi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.