Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7314 E. 2011/460 K. 27.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7314
KARAR NO : 2011/460
KARAR TARİHİ : 27.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline kasko sigortalı…plakalı aracın davalının sorumluluğundaki otoparktan çalınmasından sonra hasarlı olarak terk edilmiş vaziyette bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, sigortalıya ödenen 9.102,80 YTL tazminatın 16.03.2007 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde sigortalı aracın çalındığı yerin müvekkil sitenin sorumluluğunda olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın … aleyhine açıldığı belirtilip, davada gerçek ve tüzel kişiler ya da bunların yasal temsilcilerinin taraf olma ehliyetine sahip olduğu, apartman kat malikleri kurulunun ( yönetimin ) tüzel kişiliği ve bu nedenle taraf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal gelişmeler ile nüfus artışının doğurduğu işyeri ve konut ihtiyacının karşılanması amacıyla, inşa edilen toplu yapıların kullanıma başlandığı bilinen bir gerçektir. Bu nitelikteki toplu yapılaşmalarda sitenin yönetilmesi gerekmektedir. Bir davada yalnız gerçek veya tüzel kişiler dava açabilir ve aleyhlerine dava açılabilir. Davada taraf ehliyetinin bulunup bulunmadığı resen gözetilir. … İş Merkezi Yönetiminin tüzel kişiliğinin olmadığı açıktır. O nedenle özellikle yönetim ve davada taraf olabilme ehliyeti yönünden doğan yasal boşluğun doldurulmaması tüm maliklerin birlikte dava açabileceğinin veya tüm maliklere karşı dava açılması gerektiğinin kabulü uyuşmazlıkları çözümsüzlüğe terk etme sonucunu doğurur. Bu durumda hak ve adalete, usul ve dava ekonomisine uygun bir çözüm bulunması gerektiğinde duraksama olmamalıdır. O halde TMK.’nın 1. maddesinde öngörülen düzenleme de gözetilerek davalı yönetimin davada taraf olma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir. ( HGK 2008/531 – 531 E.K., 2000/1314 -1606 E.K, Y.13.HD. 2008/14684 E – 20009/5645 K.) Bu durumda mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27.1.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.