YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7746
KARAR NO : 2011/9683
KARAR TARİHİ : 22.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVALILAR : … VE MÜŞTEREKLERİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 154 ada 3 parsel sayılı 632.29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile mirasçıları tespit edilemediğinden ölü … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Davalılar yargılama sırasında tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (C) ve (H) harfleri ile gösterilen bölümlerin Hazine adına tesciline, üzerinde bulunan samanlığın …’a ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, aynı rapor ve krokide (I) harfi ile gösterilen bölümün … mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, krokide (C) harfi ile gösterilen bölümün davacı Hazineye ait tapu kaydı, (I) harfi ile gösterilen bölümün davalı tarafa ait tapu kaydı kapsamında kaldığı, (H) harfi ile gösterilen bölümün ise her iki tapu kaydının kapsamı dışında kalıp kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden olduğu kabul edilmek sureti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydı mübadeleye tabi Rumlardan kalan yerlerden olduğundan bahisle idari yoldan tescil edilmiş, davalı tarafın tapu kaydı ise kaçak ve yitik kişilerden metruk yerlerden olduğundan bahisle iskan sureti ile oluşmuştur. Ayrıca dosyada fen bilirkişi raporuna eklenen fotokopi niteliğindeki 04.07.1955 tarihli tutanakta da Hazine tapu kaydının oluşumdan bahsedilmektedir. Her iki tapu kaydının oluşum nedenleri göz önünde bulundurulduğunda kayıtların haritasının bulunma ihtimali mevcuttur. Mahkemece kayıtların haritalarının bulunup bulunmadığı ve teknik bilirkişi raporuna ekli tutanak ve krokinin Hazine tapu kaydının eki olan belge niteliğinde olup olmadığı araştırılmamış, 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesine göre haritaya dayanan tapu kayıtlarının kapsamının buna göre belirleneceği göz önünde bulundurulmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle her iki tarafın dayanağı olan tapu kaydının oluşum belgeleri ve varsa haritaları dosya içerisine getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler huzuru ile dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı ile zemine
uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının haritasının uygulama kabiliyetinin bulunması halinde haritaya itibar edilmeli, tapu kayıtlarının haritasının bulunmaması ya da uygulama kabiliyetlerinin bulunmaması halinde tapu kayıtlarında yazılı sınırlar okunarak yerel bilirkişilerce tek tek göstertilmeli, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinin işaretlendiği, ayrıntılı harita düzenlettirilmeli böylece tapu kayıtlarının kapsamı ayrı ayrı belirlenmeli, kayıtların iç içe geçmeleri halinde hangi kayda üstünlük tanınacağı tartışılmalı, her iki kaydın da kapsamı dışında kalan yerler bulunması halinde dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından bu yerlerin öncesinin ne olduğu halen kim tarafından zilyet edildiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, tespite aykırı sonuca varılması halinde tüm tespit bilirkişileri taşınmaz başında tanık sıfatı ile dinlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de kadastro hakiminin doğru sicil oluşturması gerektiği dikkate alınmaksızın taşınmazın yüzölçümü, kadastro tespit tutanağında yazılı yüzölçümünden fazla olacak şekilde infazı olanaksız biçimde hüküm kurulmuş olması da isabetsiz olup, davacı Hazine vekili ile davalı …’ın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 22.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.