YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5240
KARAR NO : 2011/983
KARAR TARİHİ : 10.02.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ve süresi dışında katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın çalındığını, ihbara rağmen davalının zararı ödemediğini, davalı aleyhine … 20.İcra Müdürlüğünün 2006/3420 sayılı dosyasında 28.250 TL sigorta bedeli ve ferileri toplamı üzerinden icra takibi yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın 22.10.2005 tarihinde bir başka sigorta şirketine kasko sigortalı olduğu dönemde ağır hasarlandığını ve pert total işlemine tabi tutulduğunu, aracın hurda hali ile bilahare Taşkın Uğurlu isimli şahsa satıldığını, davacının aynı aracı hurda şekilde 5.1.2006 tarihinde bu şahıstan satın aldığını ve 30.1.2006 tarihinde araç görülmeden kasko poliçesini yaptırdığını, aracın onarımının yapıldığına dair belge, bilgi bulunmadığını, satın alındığı 5.1.2006 tarihinden poliçenin tanzim edildiğini, 30.1.2006 tarihine kadar onarımının teknik olarak mümkün olmadığını, hasarın teminat haricinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının … 20. İcra Müdürlüğünün 2006/3420 sayılı dosyasına yaptığı itirazın 27.000 TL asıl alacak miktarı üzerinden iptaline, takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz
uygulanmasına, alacak likit olmadığından inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin temyiz dilekçesi, davacı vekiline 8.4.2010 tarihinde tebliğ edilmiş; davacı vekili HUMK’nun 433.maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyize cevap verme süresini geçirdikten sonra 26.4.2010 tarihinde katılma yolu ile hükmü temyiz etmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da karar verilebileceğinden davacı vekilinin süresinden sonra yapılan katılma yolu ile temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının 3.3.1.2.maddesi hükmü uyarınca, “onarım masrafları, sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar yada taşıt onarım kabul etmez ise taşıt tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur” hükmü öngörülmüştür. Bu hükümden açıkca anlaşılacağı üzere davalı … şirketi meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup, kasko sigortasında aslolan amaç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır.
Yine, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.4.maddesi gereğince, “sigortalı aracın çalınması halinde, sigortacının sigorta poliçesinde belirlenen azami sorumluluk sınırını geçmemek üzere aracın çalınma (riziko) günündeki gerçek değerinin tazmin edilmesi gerekir” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında, somut olaya bakıldığında; davaya konu araç 2005 model … olup, 13.7.2005 tarihinde trafiğe çıkarılmıştır. Dava dışı … … adına trafikte kayıtlı olup, … Sigorta AŞ’ne kasko sigortalı olduğu 22.10.2005 tarihinde tek taraflı tra-
fik kazasında ağır biçimde hasarlanmış, perte ayrılması uygun görülerek 26.000 TL piyasa rayiç değeri, 3.700 TL sovtaj değeri tesbit edilmiştir. Araç hasarlı hali ile ihale yoluyla 3.kişiye 3.700 TL bedelle satılmış, davacı, aracı hasarlı şekilde 5.1.2006 tarihinde haricen, 26.1.2006 tarihinde noter satış sözleşmesi ile resmi şekilde satın almış, 27.1.2006 tarihinde plaka değişikliği yapılmış, 30.1.2006 tarihinde de 28.250 TL sigorta bedeli üzerinden davalı şirketle kasko poliçesi düzenlenmiştir.
Davacı, 9.4.2006 tarihinde …’da konakladığı otelin sokağında park halindeki aracın 03,30 ila 09.30 saatleri arasında çalındığından bahisle aynı gün karakola müracaatta bulunmuştur.
Davacı aracı hasarlı hali ile satın aldıktan sonra tamir ettirdiğini, daha sonra kasko poliçesi yaptırdığını, çalınma tarihine kadar aracını kullandığını ileri sürmüş, davalı … şirketi ise, öncesinde pert olacak kadar ağır hasarlanan aracın, 5.1.2006 tarihinden poliçenin düzenlendiği 30.1.2006 tarihine kadar geçen 25 günlük sürede trafiğe çıkacak şekilde onarımının teknik olarak mümkün olmayacağını, aracın görülmeden poliçesinin yapıldığını, önceki hasar nedeniyle piyasa rayiç değerinin, hasar görmemiş emsallerinden daha az olacağını, poliçe yapılırken araç görülmediğinden onarılmaksızın poliçenin düzenlenmiş olabileceğini, aracın onarıldığına dair belge bulunmadığını iddia etmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ağır hasarlı aracın sistemli bir çalışma ile 25 günde resmi kayıt, fatura olmadan çıkma yada muadil parçalarla tamirinin ve yürür hale getirilmesinin mümkün olduğu, aracın yeni plaka ile ruhsatının çıkarıldığı, trafik tescil muayenesinden geçtiği, poliçenin yapıldığı, bunların herbirinin aracın görülmesi için birer kontrol noktası oluşturduğu, aracın tutulan ve piyasası iyi olan bir araç olup, riziko tarihi itibariyle, trafiğe çıkarılacak süre geçdiğini, çok fazla yol yapma şansı olmadığı, hasarı ne olursa olsun onarımı tamamlandıktan sonra aracın artık hasarsız emsalleri gibi değerlendirilmesi gerektiği, hasarsız haldeki emsal değerinin 27.000 TL olabileceği belirtilmiş, mahkemece davalı sigortacının araç görülmeden sigortalanmıştır” şeklindeki savunması kendi kusuruna dayanarak hak tesis etme olarak nitelendirilerek bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm kurmaya yeterli olmayan bilirkişi raporuna istinaden eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
22.10.2005 tarihli önceki trafik kazası sonucu aracın pert total kabul edilmesi nedeniyle tamir edilse bile, aracın piyasa rayiç değerinin düşmesi tabiidir. Bu durumda mahkemece, İTÜ’den hasar konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı, dosyada mevcut 22.10.2005 tarihli kazaya ilişkin hasar dosyası, resimler ve davalı tarafın itirazları da gözetilmek suretiyle aracın 5.1.2006-30.1.2006 tarihleri arasında önceki hasarının onarımının mümkün olup olmadığı, hasarın onarımının bu süre içinde mümkün olması halinde önceki hasarlı durumuda gözönünde bulundurularak aracın çalınma tarihindeki 2.el piyasa rayiç değerinin tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alırak ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Kabule göre de; davalı vekilinin bilirkişi raporu ve ek rapora itirazı üzerine 2.4.2009 tarihli oturumda 1 nolu ara kararı ile yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına ve isimleri bildirilen yeni bilirkişi kurulundan rapor alınmasına karar verildiği halde bir sonraki 4.6.2009 tarihli oturumda herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin ara kararından dönülmesi ve önceki bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması da isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin (dilekçesinin) süre yönünden reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 3 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı … ve davalı … AŞ’ye geri verilmesine 10.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.