Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10682 E. 2012/5137 K. 25.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10682
KARAR NO : 2012/5137
KARAR TARİHİ : 25.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu …Paz.San. ve Tic. A.Ş. ve … aleyhine vergi borcu nedeni ile icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu Murat’ın üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı … İnş. Emlak ve Tic. A.Ş.’ye sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve Bektu İnş. Emlak ve Tic. A.Ş. vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Paz. San. ve Tic. A.Ş.’ye usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davalı …’in tasarruf tarihi itibariyle vergi borçlusu davalı şirket yetkilisi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6183 sayılı yasanın kanuni temsilcilerin sorumluluğu başlığını taşıyan mükerrer 35. maddesi, tüzel kişilerin mal varlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerinin mal varlığından tahsil edileceği hükmünü içermektedir.
Mahkemece, davalı …’in tasarruf tarihi itibariyle vergi borçlusu davalı şirket yetkilisi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç toplanan delillere göre dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Somut olayda tasarruf konusu taşınmazı satan davalı … 15.11.2007 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi seçilmiştir. 21.11.2007 tarihli yönetim kurulu kararı sonucu da yönetim kurulu başkanı olarak atanmıştır. Davalı vergi borçlusu şirketin 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ilişkin yapılmayan genel kurul toplantıları için 25.04.2008 tarihli olağan genel kurul toplantısı yapılmış ve bu genel kurul toplantısında da davalı … yönetim kurulu üyesi ve başkanı olarak belirlenmiştir. Dava konusu taşınmaz ise 14.03.2008 tarihinde satılmıştır. Görüldüğü gibi davalı …’ın tasarruf tarihine göre daha önceki bir tarihte vergi borçlusu şirketin temsilcisi olarak seçildiği, yani tasarruf tarihinde şirketin temsilcisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerinde üç grup altında 27, 28, 29 ve 30. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılması ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
2-6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir.
6183 sayılı Yasa uyarınca borçlu hakkında aciz belgesinin alınmış olması iptal davası şartı değil ise de, borçlunun ödeme kabiliyetini yitirmiş olması gerekmektedir. Yani borçlunun mevcut mal varlığı borçlarına yetmeyecek bir durumda olmalıdır. Somut olayda Merter Vergi Dairesince davalı …’ın 5 parça taşınmazı üzerine haciz tatbik edildiği dosya kapsamından anlaşıldığı halde, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının belirlenmesi bakımından taşınmazlardaki hacizlerin davaya konu alacağa ilişkin olup olmadığı ve borca yeter olup olmadığının araştırılması ile hasıl olacak sonuca göre bir
karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
3-Aynı yasanın 25. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Somut olayda iptali istenen tasarrufa konu taşınmaz satışı davalı … tarafından yapılmış olup, davada davalı … Paz. San. ve Tic. A.Ş.’nin iptali istenen her hangi bir tasarrufu bulunmadığı gözönüne alınarak davalı şirket yönünden husumet yokluğundan davanın reddi gerekirken her hangi bir değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ :Yukarıda 1, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.