YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9208
KARAR NO : 2011/2911
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Davacı tarafa borçlunun mahkeme safhasındaki beyanında bildirdiği taşınmaz ve de yeni belirlenecek adresinde haciz yaptırması ve mevcut malvarlığının değerinin belirlenmesi için süre verilmesi, aciz halinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra dava konusu 6971 ada 1 sayılı parsel üzerindeki 2 nolu bağımsız bölümün cebri icra neticesi elden çıkmış olması nedeniyle satış bedeli olan 87.000.00 TL.nin takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak davalılar … ve …’dan tahsili ile davacıya verilmesine, yine dava konusu 6971 ada 1 sayılı parsel üzerindeki 8 nolu bağımsız bölüm davalı … tarafından elden çıkarılması nedeniyle satış bedeli olan 90.000.00 TL.nin davalı …’dan takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. HUMK.nun 388/son maddesinde hüküm sonucu kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği bildirilmiştir. Somut olayda hüküm fıkrasının (A) bendinin birinci fıkrasında dava konusu 6971 ada 1 sayılı parsel üzerindeki 8 nolu bağımsız bölüm hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde (B) bendinin 2. fıkrasında ise aynı bağımsız bölümle ilgili davanın kabulüne karar verilmiştir. Böylece kendi içerisinde çelişkili ve infazda tereddüte yol açabilecek şekilde hüküm kurulmuştur. Bu nedenle mahkemece HUMK.nun 388. maddesinde belirtildiği gibi açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayan biçimde hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.