Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/11044 E. 2011/931 K. 08.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11044
KARAR NO : 2011/931
KARAR TARİHİ : 08.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiş, davalı … vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 8.2.2011 Salı günü davacılar vekili Avukat … ile davalı … ve vekili Avukat … geldiler. Diğer davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın davacılar … ve …’ın çocukları … …’a çarparak ölümüne neden olduğunu, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, davacıların desteklerini yitirmiş olmaları nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı baba … için 10.000 TL maddi, 20.000 TL manevi, anne Hatice için 20.000 TL manevi, murisin kardeşi … için 10.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili,manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını, maddi tazminattan sorumluluklarının 57.500 TL ile sınırlı olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacılar murisi çocuğun duran otobüsün arkasından yola fırladığını, kusurun yayada olduğunu davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile baba … için 4.675,54 TL maddi, 20.000 TL manevi, anne Hatice için 20.000 TL manevi, murisin kardeşi … için
10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Davacılar … ve …’ın kızı, davacı …’in kardeşi … şehirler arası yolda otobüsten inerek yolun karşına geçmek istediği sırada davalı … idaresinde bulunan aracın çarpması nedeniyle ölmüştür. Mahkemece tarafların kusur oranlarının belirlenmesi için alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davalının otobüsü gördüğünde hızını azaltmadığı otobüsün arkasından yola yaya çıkabileceği ihtimaline karşı dikkatli seyretmesi gerekirken aksine davranışı nedeniyle %10 oranında kusurlu olduğu,küçük …’nun ise tehlike ve kuralların farkına varamadığından yola girmesinin olaya %90 oranında etkili olduğu belirtilmiş, tarafların itirazı üzerine alınan bilirkişi raporunda ise aynı gerekçelerle davalının %25 oranında, davacılar murisinin ise %75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş mahkemece bu rapora göre hüküm kurulmuştur. Ancak bu hali ile raporlar arasında çelişki meydana gelmiştir. Mahkemece raporlar arasında meydana gelen çelişkiyi giderecek şekilde Karayolları Fen Heyeti yada İTÜ Karayolları Kürsüsünden seçilecek bilirkişi heyetinden gerekçeli, ayrıntılı ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Kabul şekli yönünden; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı … için 4.315,52 TL, destekten yoksun kalma tazminatı tesbit edildiği halde HUMK’nun 74.maddesi hükmü uyarınca istek aşılarak fazla tazminata karar verilmesi isabetli değildir.
3- Davacı vekilinin tavzih talebi üzerine mahkemece davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline ilişkin tavzih kararı verilmiştir. HUMK.455.vd. Maddelerinde düzenlenen tavzihle, hükmün açık olmayan veya birbirleri ile çelişen fıkralar içermesi halinde bunların düzeltilmesi istenebilir. Mahkemece, bunların düzeltilmesi anlamında açıklama yapılabilirse de, bu sınır aşılarak daha
Önce reddedilen veya eksik hükmolunan ya da karar verilmesi ihmal edilen iddia ve istemler için yeni bir hüküm kurulamayacağı gibi, daha önce verilen karar da, değiştirilemez. Anılan yasa hükümleri gözardı edilerek tavzih talebinin kabulü ile eksik hükmolunan konuda tavzih ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
4- Davacılar vekili dava dilekçesi ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Hakim manevi tazminata Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre, özel durumları göz önünde tutarak, manevi tazminat miktarını adalete uygun olarak belirlemesi gerekmekte olup, hükmedilen manevi tazminat fazladır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Bu durumda hükmedilen manevi tazminat miktarı, somut olayın özelliklerine, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, olayın meydana gelmesindeki etkilerine göre değerlendirilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece,olayın somut özellikleri de değerlendirilerek davalıların sorumluluğun niteliği, oranı ve olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
5-Davalı … davalıya ait aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasıdır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartları gereğince manevi tazminat poliçe teminatı kapsamında olmadığından bu kalem zarara ilişkin olarak sigorta şirketi yönünden talebin reddine karar verilmesi gerekirken diğer davalılar ile birlikte manevi tazminattan sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
6- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 99/1.maddesinde “sigortacının, kendisine tazminat ödenmesi için gerekli ihbar yapılıp, belgenin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapacağı” hükme bağlanmıştır.Davalı sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü ancak bu tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde doğmaktadır. Mahkemece dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde diğer davalılar ile birlikte olay tarihinden itibaren sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda 1,2,3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulüne, 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, 5 ve 6 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 825,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’a verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan … Sigorta AŞ yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 8.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.