Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7196 E. 2011/1001 K. 10.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7196
KARAR NO : 2011/1001
KARAR TARİHİ : 10.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait 222 ada 58 sayılı parsel üzerindeki 1,2,3 ve 9 nolu bağımsız bölümleri davalılardan …’a sattığını, …’ın da 1,2 ve 3 nolu bağımsız bölümleri davalılardan …’ya sattığını, 10 ve 11 nolu bağımsız bölümleri …’a sattığını, 8 ve 10 nolu bağımsız bölümleri …’a, Mustafa’nın da 10 nolu bağımsız bölümü Kazım Navdar’a, Kazım’ın da …’a sattığını, 7 nolu bağımsız bölümü …’e, 6 nolu bağımsız bölümü …’a, 4 nolu bağımsız bölümü …’a, 5 nolu bağımsız bölümü ise …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılardan …, … ve … davaya karşı cevap vermemişler, diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi
Alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu edilen 222 ada 58 sayılı parsel üzerindeki 1,2,3 ve 9 nolu bağımsız bölümleri borçlu davalıdan satın alan … ile borçlu davalının kardeş olma ihtimali olduğu halde nüfus kayıtları getirtilmemiş, yine yerinde yapılan keşif sırasında bilirkişi tarafından düzenlenen ve taşınmazların tasarruf tarihindeki gerçek değerlerini belirleyen raporda taşınmazlar ayrı ayrı satıldığı halde her bir taşınmazın değeri ayrı ayrı belirlenmemiş, taşınmazların değeri birlikte hesaplanmış böylece İİK.nun 278. maddesinin olayda uygulama yeri olup olmadığı hususu değerlendirilmemiştir. Ayrıca üçüncü kişi konumundaki davalıların borçlunun mali durumu ile alacaklılara zarar verme kastının bulunup bulunmadığı yönünde de bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu durumda davalıların nüfus kayıtlarının getirtilerek aralarındaki varsa akrabalık derecesinin belirlenmesi, taşınmazlar üzerinde konusunda uzman kişiler vasıtası ile keşif yapılarak taşınmazların her birinin tasarruf tarihindeki gerçek değerle-
rinin ayrı ayrı saptanarak ivazlar arasında fahiş fark bulunup bulunmadığının belirlenmesi, ayrıca üçüncü kişi konumundaki davalılar ile borçlu davalı arasında arkadaşlık, akrabalık, komşuluk, iş ortaklığı gibi yakın ilişki olup olmadığının araştırılarak borçlu davalının mali durumu ile alacaklılara zarar verme kasıtlarının olup olmadığının incelenmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek yukarda yazılı kanun maddelerindeki iptal koşullarının oluşup oluşmadığının irdelenmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.