YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2490
KARAR NO : 2011/8601
KARAR TARİHİ : 07.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 117 ada 6 parsel sayılı 3913,65 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit paylar oranında …. evlatları… ve …. adına tespit edilmiş üzerindeki evin davalı …’e ait olduğu da beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı …. oğlu …, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı evin ilk katının kendisine ait olduğunu ileri sürerek adına tescil istemi ile dava açmış; yargılama sırasında 23.10.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle taşınmazda ortak muris …. intikal eden 3/20 payının bulunduğunu da ileri sürmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespitinden önce tarafların ortak murisi olan …’den miras yolu ile gelen taşınmazların taraflarca paylaşıldığı, bu nedenle davacının dava konusu taşınmazda payı bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; gerek taksim gerekse muhtesat yönünden yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacının 23.10.2009 havale tarihli dilekçesinde belirttiği tanıkları dinlenmediği gibi aynı dilekçede belirttiği diğer delilleri de toplanıp değerlendirilmemiş, davanın ileri sürülüş biçimine göre diğer tespit malikleri davaya dahil edilmemiştir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle davacının, taşınmazın aynına yönelik davası da bulunması nedeniyle davada taraf olmayan diğer tespit maliklerini de davaya dahil etmesi sağlanmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler ve davacının dilekçesinde bildirdiği tanıklarla zirai bilirkişi, uzman fen bilirkişisi de hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıklardan tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda diyecekleri sorulmalı, beyanlarının tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenerek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, davacının dayandığı diğer deliller getirtilerek değerlendirilmeli, 05.10.2009 günlü duruşmadaki imzasız beyanı davalıya açıklattırılmalı, bundan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.