YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7202
KARAR NO : 2011/215
KARAR TARİHİ : 20.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’un müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalılardan …’a, onunda diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalıların kötü niyetli olmamaları nedeniyle haklarındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bu davaların ön koşulu borçlu hakkında kat’i (İİK. 143.maddesi) yada geçici (İİK.105.maddesi) aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde İİK.nun 278, 279 ve 280.maddesinde yazılı olan iptal koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır. İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmeli, aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun
280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Somut olayda borçlu davalı hakkında Malatya 1.İcra Müdürlüğünün 2006/8657 sayılı dosyasında yapılan icra takibi sırasında borçlunun adresinde 19.02.2007, 20.03.2007, 16.04.2007 ve 02.07.2007 tarihlerinde yapılan haciz işlemleri sırasında borcuna yetecek haczi kabil malına rastlanılmadığı gibi değişik kurum ve kuruluşlara yazılan yazılara verilen cevaplardan da borçlunun haczi kabil menkul veya gayrımenkul mal varlığına rastlanılmamış olmakla borçlu davalının aciz halinde olduğunun kabulü gerekmiştir. Dava konusu taşınmaz başında yapılan keşif sonunda bilirkişi kurulundan alınan raporda taşınmazın tasarruf tarihindeki değerinin 38.535.00 TL olduğu bildirilmiş, tapuda yapılan satış sırasında ise taşınmazın satış bedeli olarak 9.000.00 TL gösterilmiş, her ne kadar taşınmaz kaydı üzerindeki 12.340.00 ve 3.500.00 TL tutarında 2 adet haciz ile birlikte satılmış olduğu belirtilmişse de 12.340.00 TL tutarındaki haczin zaman aşımı nedeniyle kaldırılmış olduğu dosya içeriğinden anlaşılmış, böylece taşınmaz üzerindeki 3.500.00 TL tutarındaki haciz satış bedeline dahil edilse bile satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasında bir mislini aşan fahiş farkın bulunduğu, ayrıca davalı …’in cevap dilekçesinde borçlu davalı …’ın ekonomik krize girdiğini bu nedenle daha önceden kendisi ile yaptığı anlaşma doğrultusunda teslim etmesi gereken daireyi yapacak durumunun bulunmadığından alacağına karşılık davaya konu edilen daireyi aldığını bildirmek suretiyle borçlunun mali durumunu bildiği anlaşılmıştır. Yine borçlu davalı …’ın davalı …’den satın aldığı taşınmazı davalılardan …’ın kardeşi … adına tescil ettirmesi, daha sonra tekrar ondan alınarak yine davalı … adına tescil ettirilmesi, dava konusu taşınmazında …’a satılması ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davalı …’ın da borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda borçlu davalı … ile üçüncü kişi konumundaki
Cengiz arasındaki tasarrufun gerek İİK.nun 278/2, gerek 279, gerekse 280/1-2 maddeleri gereğince, … yönünden ise İİK.nun 280/1-2 maddeleri gereğince iptali gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.