Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4192 E. 2012/5238 K. 26.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4192
KARAR NO : 2012/5238
KARAR TARİHİ : 26.04.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ankara 20. İcra Müdürlüğü’nün 2006/8104 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Akyurt İcra Müdürlüğü’nün 2006/248 sayılı Talimat dosyasında davacının faaliyet adresine 25.08.2006’da gelindiğinde üzerinde borçlu şirketin markası bulunan kapılar görülerek haczedilmek istendiğini, bu duruma muvafakat ettikleri halde haciz yapılmadığını, daha sonra 13.09.2006’da aynı adrese gelinerek üçüncü kişiye ait eşyaların haczedildiğini, mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, ancak kapı imalatı konusunda davacı ve borçlu arasında imzalanmış sözleşmenin bulunduğunu, 21.08.2006’da sözleşme gereği yapılan fason imalatın tamamının teslim edildiğini, ilk hacizde görülen kapılar dışında borçluya ait eşyanın bulunmadığını, alacaklı tarafın haciz ihbarnamesi göndererek davacının üçüncü kişi konumunda olduğunu kabul ettiğini, davacı şirketin çok sayıda firma için aynı şekilde kapı imal etiğini belirterek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir..
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haciz adresinde borçlu şirketin yer göstermesi üzerine yapılan ilk hacizde gidilen iş yerinin üçüncü kişi şirkete ait olduğunun söylendiğini, ancak bu sırada borçlu adına düzenlenmiş faturanın ve iş yerinin kapısının önünde borçlu adına imal edilip alıcısına teslim edilmek üzere araçlara yüklenmiş kapıların görüldüğünü, bunların üzerinde borçlu firmanın damgasının bulunduğunu, davacı vekilinin bunların haczedilmesini istediğini ancak yediemin deposu bulunmadığından hacizden vazgeçildiğini, öte yandan borçlu adına haciz adresi gösterilerek düzenlenmiş sevk irsaliyeleri tespit ettiklerini, aynı yerde daha sonra yapılan dava konusu haciz sırasında ise bir başka şirketin faaliyet gösterdiğinin belirlendiğini, hatta bu firma ile ilgili vergi levhası ve ticaret sicil kaydının bile sunulduğunu, istihkak davasının ise üçüncü kişi tarafından açıldığını, davacının dayandığı sözleşme tarihine göre faturaların ise daha önce düzenlendiğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “ticaret sicil kayıtlarına göre davacı ve borçlu şirketler arasında organik bağın ve iş yeri devri ile ilgili kanıtların bulunmadığı, ayrıca dava konusu haciz adresinin borçlunun faaliyet adresi ile de ilgisinin olmadığı ve burada ödeme emrinin tebliğ edilmediği, 25.08.2006 tarihli ilk hacizde borçlu firma adına üretilip üzerinde borçlu firmanın damgası olan kapı kanatlarının görüldüğü, üçüncü kişi şirket vekilinin bunların haczini istediği ancak alacaklı vekilinin yediemin deposu bulunmadığından hacizden vazgeçtiği” gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz adresi ile borçlunun ticaret sicil kaydında geçen adresi farklı olmakla birlikte, aynı yerde yapılan ilk hacizde, üzerinde borçlunun unvanı yazılı imal edilmiş kapı kanatları görülmüştür. Davalı alacaklının sunduğu sevk irsaliyelerine göre haciz adresinde borçlu adına mal teslimatının yapıldığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan ilk hacizde üçüncü kişinin çalıştığı yerde, ikinci kez yapılan dava konusu haciz sırasında ise dava ve takip dışı bir şirketin faaliyet gösterdiği belirlenmiştir.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunun belirlenebilmesi için öncelikle dava konusu haciz sırasında faal olduğu görülen Edep Ali Entegre Ahşap Ltd. Şti.nin ticaret sicil ve vergi kayıtlarının getirtilerek haciz adresi ile ilgisi, ayrıca davacı ve borçlu şirketlerle bağı belirlenmeli, burada gerçekten kimin çalıştığının tespiti için Vergi Dairesi’nden ilgili kayıtlar da getirtilip, gerekirse mahallinde kolluk aracılığı ile araştırma yaptırılmalıdır.
Öte yandan alacaklının sunduğu sevk irsaliyelerinin, üçüncü kişinin sunduğu fason imalatı ile ilgili sözleşmelerin gerçekliği ve ne zamandan beri süregeldiği konuları da tarafların (davacı ve borçlunun) ticari kayıtları üzerinden yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile saptanmalıdır.
Bundan sonra toplanacak delillere göre İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunun tayini ile sunulan delillerin buna göre değerlendirilmesi gerekir.
Karinenin alacaklı yararına olduğu sonucuna varılırsa, davacı tarafa sunulan faturaların hangisinin mahcuzlara ilişkin olduğunun açıklattırılıp, bilirkişi eli ile ticari kayıtlarda (davacı ve borçlunun) yer alıp almadığı, ödemenin ne şekilde yapıldığı konularının, ayrıca mahallinde yapılacak keşif incelemesi ile mahcuzlara uygunluğunun saptanması gerekir.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 25.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.