YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8137
KARAR NO : 2011/1553
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 8.739,39 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini davalı aracının sürücüsünün olayda tamamen kusurlu olduğunu, davalı ve dava dışı aracın sürücüsü aleyhine Kastamonu 3.İcra Müdürlüğünün 2008/2230 Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının yetkiye ve borca itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … kendisinin ve aracın sürücüsü dava dışı …’ün ikametlerinin …’da bulunduğunu, kazanın da …’da meydana geldiğini, gerek icra takibi gerekse dava yönünden yetkili mahkemenin … mahkemeleri olup Kastamonu mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, kazaya karışan motorsikleti olay tarihinden önce 25.6.2007 tarihli harici satış senedi ile …’e sattığını ve teslim ettiğini, işleten sıfatının ve sorumluluğunun bulunmadığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu, kusuru kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının Kastamonu 3.İcra Müdürlüğünün 2008/2230 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 8.000 TL asıl alacak ve 354 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.354 TL üzerinden iptaline, 8.000 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülmesine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı … şirketine sigortalı olan araca, davalıya ait aracın çarpmasından kaynaklanan tazminat (rücu) istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır. TTK’nun 1301.maddesi hükmü gereğince sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve bu sebeple sigortacı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince, sigortalı zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise sigortacının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir.
Rücu davalarında yetkili mahkeme HUMK 9/1 ve 21.maddesine göre belirlenir. Davalının ikametgahı yada haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemelerinden birisinde davayı açma yetkisi davacıya aittir. İcra takibi sebebiyle gönderilen ödeme emrine karşı borçlu sadece yetki itirazında bulunmuşsa bu itirazın kaldırılması yetkisi münhasıran icra tetkik merciine ait olup, yine yetki itirazı ile birlikte borcun esasına itiraz edilmişse alacaklı gerek gördüğü takdirde bu itirazın kaldırılmasını yine icra tetkik merciine isteyebileceği İİK’nun 50/2.maddesi hükmü gereğidir. Yetki itirazı ile borcun esasına itiraz edildiği durumda ise alacaklı icra tetkik merciinde başvurmadan aynı yasanın 67.maddesi hükmü gereğince itirazın iptali davasını mahkemede açmışsa, mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisinin araştırılması ve şayet buna ilişkin itiraz yerinde değil ise borcun esasına karşı itirazın incelenmesine geçilerek hüküm kurulmalıdır. Böyle değil ise, yani icra dairesinin yetkisiz olduğu sonucuna varılıyorsa o zaman mahkemece borcun esasına yönelik itirazın incelenmesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın bu yönden reddine karar verilmelidir. Bu durumda alacaklı taraf icra takip dosyasının yetkili icra dairesine intikalini sağlayıp, borçluya yeni bir ödeme emri tebliğ ettirmeden, ortada mevcut ve geçerli bir icra takibi olmaması sebebiyle itirazın iptali davası koşulları oluşmadığından bu davanın dinlenmesi mümkün değildir.
Dava konusu olayda, davalı borçlu süresinde Kastamonu 3.İcra Müdürlüğünün 2008/2230 sayılı dosyasında; aleyhindeki icra takibinde icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmiş bunun üzerine eldeki dava dosyasında davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında itirazın iptali davası açıl-
mıştır. Davalı …, dava dilekçesine karşı süresinde verdiği cevap dilekçesinde icra takibine karşı yetki itirazında bulunduğunu, keza mahkemenin de yetkili olmadığını, … mahkemelerinin yetkili bulunduğunu belirterek mahkemenin yetkisiz olduğunu ileri sürmüştür.
Bu durumda mahkemece, İİK’nun 50.maddesi uyarınca, öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenip, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı sonucuna varılması halinde mahkemenin de yetkili olup olmadığının incelenmesi sonrasında davanın esasına girilmesi, icra dairesinin yetkisiz olduğunun anlaşılması halinde davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken davalının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itirazları hakkında olumlu yada olumsuz hiç karar verilmeden işin esası hakkında yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 24.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.