Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/3929 E. 2011/8813 K. 13.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3929
KARAR NO : 2011/8813
KARAR TARİHİ : 13.12.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ

Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 23.11.2010 gün ve saatte temyiz eden … ile aleyhine temyiz istenilen … vs. vek. Av…. geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 196 parsel sayılı 182.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … oğlu ölü … mirasçıları adına tespit edilmiş; kadastro komisyonunca tahdit ve tespitin tamamen hatalı olduğu kabul edilerek, komisyon kararının eki olan krokide (A) harfiyle gösterilen 66050 m2 yüzölçümündeki bölümü payları oranında … mirasçıları adına olmak üzere, (A) harfinden (N) harfine kadar olan bölümlerinin belirlenen malikleri adlarına tescillerine karar verilmiş; komisyon kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmiş ve Yargıtay denetiminden geçen karar 19.02.2007 tarihinde kesinleşmiş, taşınmaz bu şekilde tapuya tescil edilmiş ve imar uygulamasına konu olmuştur. Davacı … 22.10.2008 tarihli dava dilekçesi ile, komisyon kararında … 1324 tarih 44 numaralı tapu kaydındaki paylarının uhdesinde kaldığı bildirilen … evlatları olan … ve …’nin mirasçısı olduğunu ileri sürerek taşınmazın komisyon kararının eki krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün diğer mirasçılarla adlarına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında … ve diğerleri, davacı ile aynı iddialara dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, … ile katılan … ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacı …’nun babası olan … …’nun, çekişmeli taşınmazın tesciline esas olan … Kadastro Mahkemesi’nin 2000/6 Esas-2005/2 Karar sayılı dosyasına müdahil olarak katılıp davada taraf olduğu ve yargılama sonucunda verilen kararın taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de, mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Daha önce verilip kesinleşen kararın ilgilileri arasında kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması zorunludur. Dosya içinde, bu davaya katılan … ile Tamer Kaptan’ın veya miras bırakanları…’ın, anılan Kadastro Mahkemesi dosyasında taraf olduklarına ilişkin herhangi bir bilgi veya
2011/3929-8813 Sayfa: 2
belge bulunmamaktadır. Ayrıca davacı …’nun miras bırakanı … …,
Kadastro Mahkemesinde görülen davaya 27.06.1988 tarihli dilekçe ile katılmış ve taraf sıfatı kazanmış ise de, davası kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olup, anılan dosyada davacı … tarafından … bu davada dayanılan tapu kaydına dayanıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, dava sebeplerinin farklı olması nedeniyle katılanlar … ve … ile davacı … yönünden de Kadastro Mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturması mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava, genel hukuk mahkemesinde açılmış tapu iptali ve tescil davası olup, davacı … ve davaya katılanlar; çekişmeli taşınmazla ilgili 23.11.1982 tarihli komisyon kararında açıklandığı gibi … 1324 tarih 44 numaralı tapu kaydındaki paylarının uhdelerinde kaldığı kabul edilen … evlatları … ve …’nin mirasçılarından oldukları iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, … evladı …’nin davacı ve katılanlar dışında da mirasçılarının olduğu anlaşılmakta ise de dosyada … evladı …’in mirasçılarını gösterir nüfus kayıtları veya veraset ilamı bulunmamaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesi (Eski 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 581. maddesi) uyarınca tereke adına açılacak bu gibi davalarda ya tüm mirasçıların davaya muvafakatlarının sağlanması ya da terekeye mümessil tayin ettirilerek, tereke temsilcisi tarafından davanın açılıp takip edilmesinin sağlanması zorunludur. Bu hususlar yerine getirilmeden davanın görülüp sonuçlandırılmasında isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davacı ve katılanlardan öncelikle paylarına dayanarak dava açtıkları, … evlatları … ve …’nin mirasçıları olduklarını gösterir veraset ilamlarını dosyaya sunmaları istenmelidir. Bundan sonra; ya tüm mirasçıların açılan davaya muvafakatları yöntemince sağlanmalı ya da anılan kişilerin terekelerine mümessil tayini yoluna gidilerek, taraf koşulu sağlanmalı bundan sonra, tarafların iddia ve savunmaları yönünden bildirecekleri delilleri toplanıp yöntemince değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı ve katılanların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.