YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10605
KARAR NO : 2012/12712
KARAR TARİHİ : 19.11.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı iki aracın (çekici ve römork) tır garajından çalındığını, gerekli ihbarların yapıldığını, davalı sigortanın poliçe kapsamındaki zararı karşılamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, her bir araç için şimdilik 10.000,00’er TL. dan toplam 20.000,00 TL.nın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.2.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini toplam 140.000,00 TL.na yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, gerçek bir çalınma olayı olmayıp olayın mizansen olduğunu, sürücünün hazırlık soruşturması sırasında olayı ikrar ettiğini ve haksız kazanç elde etmeye yönelik olayın sigorta teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, çalınma olayının gerçek olmadığına dair davacı şirket yetkilisi hakkında açılan ceza davasında davalı sigortayı dolandırma suçuna teşebbüsten mahkumiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, ceza mahkemesi kararının mahkemeyi bağlayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, davacı vekili davalıya kasko sigortalı iki aracın tır garajından çalındığı, gerekli ihbarların yapıldığı, ancak davalının sigorta tazminatı ödemediği iddiasıyla dava açmış, davalı vekili ise
olayın gerçek bir çalınma olmadığını ve rizikonun sigorta teminatı dışında kaldığını savunmuştur.
Mahkemece, olaya ilişkin ceza mahkemesi mahkumiyet kararının BK.nun 53. maddesi gereğince mahkemeyi bağlayacağından yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, araç işleteni şirket yetkilisi ve sürücü hakkında “Sigorta Bedelini Almak Amacıyla Dolandırıcılık” suçundan ….Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/87 Esas sayılı dosyasından açılan kamu davasının yargılaması sonunda, 22.10.2009 gün ve 2009/255 Karar sayılı kararla sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden CMK.nun 231/5.maddesi gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 11.11.2009 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Anılan ceza mahkemesi kararının eldeki dava yönünden maddi olguyu tespit eden bir karar niteliğinde değerlendirilemeyeceği ve BK.nun 53.maddesi gereğince hukuk hakimini bağlamayacağı açıktır.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında işin esasına girilmesi, dosya kapsamındaki tüm delillerin birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.