Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/4335 E. 2011/8301 K. 01.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4335
KARAR NO : 2011/8301
KARAR TARİHİ : 01.12.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 109 ada 9 parsel sayılı 4584,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hak, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … İşik adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın kaçak ve yitik şahıslardan kaldığı ve 1936 yılı umumi tahririnde Hazine adına kayıtlı bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olmadığı, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ancak, çekişmeli taşınmazın sınırında mera parseli bulunmaktadır. Mahkemece yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış ve çekişmeli taşınmazın zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olup olmadığı belirlenmemiştir. Eksik inceleme ve yetersiz araştırmaya dayanılarak karar verilemez. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde, yaşlı, tarafsız yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan çevre köyler halkından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraflarca aynı yönteme göre bildirilecek tanıklar, ziraat mühendislerinden oluşacak üç kişilik uzman ziraatçi bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, sınırında bulunan mera parselinin devamı niteliğinde olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tarihte ve nasıl başladığı, zilyetliğin kimden kime ve hangi sebeple intikal ettiği, ne şekilde kullanılageldiği hususunda olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, çekişmeli taşınmazın keşif sırasında gözlenen nitelikleri tutanağa geçirilmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tespit tutanağında yazılı edinme sebebiyle farklı sonuç doğurması halinde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenmesi gereği düşünülmeli ve beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler giderilmeye çalışılmalıdır. Ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, eğimi gibi niteliğini etkileyen özellikleri, mera parseli ile niteliklerinin benzeşip benzeşmediği, mera ile arada doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı ve taşınmazın mera ya da meradan açılan bir
yer olup olmadığı hususlarında somut verilere dayanan ayrıntılı rapor düzenlemeleri istenmelidir. Fen bilirkişisinden keşfi izlemeye olanak tanır, mera taşınmazı ile çekişmeli taşınmaz arasında eğim farkı varsa yan kesit krokisi ile bu durumu gösterir şekilde rapor ve harita düzenlemesi istenmelidir. Taşınmazın öncesinin mera olması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.