YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1336
KARAR NO : 2012/12588
KARAR TARİHİ : 15.11.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı …. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasarı karşılamadığını belirterek şimdilik 28.207,89 TL hasar bedeli ile tamir süresince aracın kullanılamaması nedeniyle oluşan 3.000 TL araç mahrumiyeti zararının olay tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının doğru ihbar mükellefiyetine uymadığını, aracın hususi araç olarak sigortalandığını, ancak kiralık olarak kullanıldığı sırada kazanın meydana geldiğini, davacının eşinin araç kiralama işi ile uğraştığını henüz yeni olan aracın kilometresinin fazla olmasının da kiralık olarak kullanıldığını gösterdiğini, hasarın teminat kapsamında olmadığını, zarar miktarının fahiş olduğunu, araç mahrumiyeti zararının poliçe kapsamında bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 24.129 TL hasar bedeli ve 2.025 TL araç mahrumiyeti gideri olmak üzere toplam 26.154 TL.nın 14.8.2010 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK’nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve
onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda davacıya ait aracın trafik kaydında dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı “… Türk Fin. AŞ.nin” tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı bulunan …Türk Fin. AŞ.nin muvafakatının olup olmadığının araştırılması, muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de;
a-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davacı aracının kiralık olanak kullanıldığının somut delillerle davalı tarafından kanıtlanamamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
b-Kasko Sigortası Poliçesi Genel Şartlarının B.3.3.1.2.1 maddesine göre, onarım masrafları, sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez ise taşıt tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda değeri tamamen ödenen araç ve aksamı talep ettiği takdirde sigortacının malı olur. Bu hükümden açıkça anlaşılacağı üzere, davalı … şirketi meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup sigortalının talebi ve kabulü olmadığı sürece araç hurdasını sigorta ettirenin uhdesinde bırakıp hurda bedelini tazminattan düşemez. Zira kasko sigortasında aslolan amaç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır.
Yukarıdaki açıklamalar altında somut olaya bakıldığında, davaya konu trafik kazası 31.7.2010 tarihinde meydana gelmiş olup davacı aracı 2010 Model Renault Fluence otomobildir ve
sigorta bedeli 40.000 TL.sıdır. 5.8.2010 ve 20.8.2010 tarihli ekspertiz raporlarında aracın ağır şekilde hasar gördüğü belirtildikten sonra KDV hariç 16.426,27 TL muallak hasar ve piyasa değerinin 35.000 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/374 Değişik İş Sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonucu alınan ve davalı tarafından kabul edilmeyen 24.9.2010 tarihli bilirkişi raporunda araçta 28.207,89 TL tutarında hasar olduğu, motorda ortaya çıkabilecek arıza durumlarının tespiti, tutarı ve oranırımının ancak araç çalıştıktan sonra anlaşılabileceği belirtilmiştir.
Hükme esas alınan 8.7.2011 tarihli bilirkişi raporunda ise; davacı aracının, onarım bedelinin 24.129 TL olduğu tespit edilmiş ancak aracın onarımının mı pertinin mi ekonomik olduğu hususu değerlendirilmemiş pertinin uygun bulunması halinde olay tarihindeki 2.el piyasa rayiç değeri ile sovtaj değerinin ne olduğu konusunda da inceleme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece 8.7.2011 tarihli raporu düzenleyen bilirkişiden ekspertiz raporu, tesbit bilirkişi raporu, aracın fotoğrafları ve tüm dosya kapsamına göre sigortalı aracın ağır hasarlı olup olmadığı, aracın onarımının mı pertinin mi uygun olduğu, pertinin uygun bulunması halinde olay tarihi itibariyle 2.el piyasa rayiç değeri ile sovtaj değerinin tesbiti hususlarında ek rapor alınması ve davacıdan seçimlik hakkının (araç hurdasının kimde bırakılacağı konusunda) sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli değildir.
c-Davacı vekili dava dilekçesinde hasar bedeli ile birlikte müvekkilinin davalıdan cevap beklemesi nedeniyle uzun süre aracını kullanamadığını ileri sürerek 3.000 TL kira bedelinin de davalıdan tahsilini talep etmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın 30 günde onarılacağı, muadil aracın günlük net 67,50 TL kiralama bedeli olacağı belirtilerek toplam 2.025 TL araç kiralama zararı tespit edilmiş, mahkeme 2.025 TL araç kiralama bedeli yönünde de davayı kabul etmiştir.
Ancak taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinde araç kiralama bedeli teminat altına alınmamış, “Hususi Araçlar İçin Kasko İkame Araç Şartları” başlıklı klozda, ikame araç ve kiralık araç (tahsisinin) hizmetinin, hangi koşulların varlığı halinde ne kadar süre ile ve ne şartlarla temin edileceği düzenlenmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacının ikame araç ya da kiralık araç hizmetinden (tahsisinden) yararlanmak için davalı şirkete veya asistans hizmetlerine müracaat ettiğine dair belge ve bilgiye rastlanmamıştır.
Bu durumda mahkemece davacı tarafın araç kiralama bedeline ilişkin talebinin teminat kapsamında olmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ….ye geri verilmesine 15.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.