YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/32
KARAR NO : 2012/5008
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …. Tur. Tic. ve San. …nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 5.9.2008 tarihinde davalı borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olan …’ya sattığını belirterek tasarrufun iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazın takipten önce kredi temini için borçlu şirket ortağı davalı …’a devredildiğini borçlunun aciz halinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazın rayiç değerinin üzerinde satıldığı, borçlu şirketin başkaca mallarının bulunduğu, borcun doğumunun tasarruf tarihinden sonra olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçluda gerçek bir alacağının bulunması, borçlu hakkında yapılmış icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında düzenlenmiş kati (İİK 143)veya geçiçi aciz belgesinin (İİK 105)bulunması gereklidir.
Somut olayda, icra takibine konu toplam 11 adet çekin tanzim tarihleri, 21.1.2009-21.5.2009 tarihleri arasında ise de söz konusu çeklerin ibraz tarihlerinin 18.1.2009-28.1.2009 tarihleri arasında olduğu, icra takibinin de 30.1.2009 tarihinde başlatıldığı anlaşılmaktadır.Davacı vekili, davalı borçlu ile aralarındaki ticari ilişkinin 18.4.2008-16.12.2008 tarihleri arasındaki cari hesap alacağından doğduğunu belirterek 13.8.2008 tarihli 85.430,00 Tl tutarlı fatura ile çeklerin 18.4.2008-6.12.2008 tarihleri arasında verildiğini belirten tahsilat makbuzlarını ibraz etmiştir. Davalılar vekili de 25.3.2010 tarihli cevap dilekçesinde, davacı ile aralarında uzun yıllara dayanan ticari ilişki olduğunu, takip konusu alacağa ilişkin çeklerin de bu nedenle davacıya verildiğini belirtmiştir. Her ne kadar çekte vade olmaz ise de ticari hayatta çekin bono gibi vadeli düzenlendiği ve kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Nitekim somut olayda da çeklerin keşide tarihi, ibraz tarihi ve takip tarihi gözönüne alındığında vadeli verildiği anlaşılmaktadır. Uygulamada ve öğretide bu gibi hallerde borcun; vade, ibraz veya takip tarihinden önce doğduğu iddiasının varlığı halinde, borcun gerçek doğum tarihinin tespitinin gerektiği kabul edilmiştir. Somut olayda da, vadeli çek verildiğinden ve davacı vekilince de borcun daha önce doğduğu iddia edildiğinden kural olarak, borcun gerçek doğum tarihinin araştırılması gerekmektedir. O halde, davacı ve davalı borçlu arasındaki ticari ilişki konusunda ihtilaf bulunmadığından davacı tarafından sunulan tahsilat makbuzları, 13.8.2008 tarihli fatura gözönüne alınarak davacı ve davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılarak takip konusu borcun gerçek doğum tarihinin tespiti, borcun gerçek doğum tarihinin tasarruftan sonra olması halinde davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir. Borcun gerçek doğum tarihinin iptali istenen tasarruftan önce olması halinde ise, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, alacağın gerçek bir alacak olması, borçlunun mal beyanında bildirdiği mallar üzerindeki mevcut haciz ve rehinler, davacının haciz sırası gözönüne alındığında mevcut malvarlığının borçlarını karşılamaya yetmeyeceği, borçlunun eski ve yeni adreslerinde yapılan 14.12.2009,12.3.2009,28.7.2009,1.4.2011 tarihli haciz tutanaklarından borçlunun haciz adresinin kapalı olmasına rağmen içerisinin boş olduğu tesbit edildiği anlaşıldığından anılan haciz tutanaklarının İİK.nun 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğunun kabülü gerekecektir.
Her ne kadar dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında fark bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş ise de davalı …, davalı borçlunun ortağı ve yetkilisi olduğundan borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğundan İİK 280/1-2 madde gereğince dava konusu tasarruf, iptale tabidir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece takip konusu borcun, iptali istenen tasarruftan sonra doğduğunun belirlenmesi halinde davanın ön şart yokluğu nedeniyle reddine,takip konusu borcun gerçek doğum tarihinin iptali istenen tasarruftan önce doğduğunun tesbiti halinde ise diğer dava koşulları da mevcut olduğundan dava konusu tasarrufun İİK 280/1-2 maddeler gereğince takip konusu alacak ve fer’ileriyle iptaline karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de; tasarrufun iptali davalarında davanın öncelikle ön koşullarının bulunup bulunmadığı incelenerek davanın bu nedenle reddine ve davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekir. Somut olayda; borçlunun aciz halinde olmadığı ve iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan önce yapılmış olduğu belirlendiğinden davanın önkoşul yokluğu nedeniyle reddine, davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken hem önşart yokluğu hem de bedel farkı bulunmaması nedeniyle davanın reddi ve davalılar lehine nisbi vekalet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabülü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 24.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.