YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12265
KARAR NO : 2012/5235
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
Davacılar …, … ile davalı… Sigorta AŞ. Aralarındaki dava hakkında Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 23.06.2010 gün ve 2010/92-2010/263 sayılı hükmün Dairenin 20.09.2011 gün ve 2010/9574-2011/7925 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davacılar vekilleri tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıya … ile sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü bildirerek fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydı ile 20.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 20.9.2011 gün 2010/9574 esas 2011/7925 sayılı kararı ile onanmış,
Bu kez davacılar vekilince yasal sürede karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta;
Davalıya …’li … plakalı aracın 12.10.2004 tarihinde çarpması sonucu davacılar murisi … vefat etmiş,
Araç sürücüsü …n aleyhinde açılan ve halen Yargıtay incelemesinde bulunan Silopi 2.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/377 esas saypılı dosyasında 25.6.2009 gün 2009/855 sayılı kararla cezalandırılmasına karar verilmiş,
Ceza davası temyiz incelemesinde iken 26.2.2010 tarihinde eldeki dava açılmıştır.
2918 S.Y. 109/2 maddesi gereğince davanın cezayı gerektiren fiilden doğması nedeniyle uyuşmazlıkta uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerekmekte olup, olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 765 sayılı TCK 455/1 ve 102/4 maddesi hükümlerine göre dava 5 yıllık uzamış ceza zamanaşımına tabidir.
12.10.2004 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle dava 5 yıllık uzamış zamanaşımı süresi geçtikten sonra 26.2.2010 tarihinde açılmakla birlikte, dava tarihi itibariyle ceza davası derdest olduğundan, kararın Yargıtay’ca bozulması durumda davacıların ceza davasına müdahil olup şahsi haklarını ceza mahkemesinden talep etmeleri mümkündür. Davacıların ceza davası devam ederken Hukuk Mahkemesinde bir davayı açmış olmaları karşısında olayda zamanaşımı süresi geçmemiştir.
Yerel mahkemece davanın esasına girilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş,
Dairemiz onama ilamının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün yukarıdaki açıklamalar ışığında bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin Karar Düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.9.2011 gün 2010/9574 esas 2011/7925 karar sayılı ilamının kaldırılarak Silopi Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.6.2010 gün 2010/92-263 sayılı kararının BOZULMASINA, temyiz ve tashihi karar peşin harçlarının istek halinde davacı tarafa geri verilmesine, Başkan …’nun karşı oyu ve oyçokluğu ile 24.4.2012 tarihinde karar verildi.
Dava trafik kazasından doğan destek tazminatı istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayollları Trafik Kanunu’nun 109.maddesinin 1.fıkrasında: “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.” Denilmekte; aynı maddenin 2.fıkrasında ise “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” Hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, Borçlar Kanunu’nun 60.maddesinin 1 ve 2.fıkralarında:
“Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ıttıla tarihinden itibaren bir sene mürurundan sonra istima olunmaz.
Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilde neşet etmiş olursa şahsi davaya da, o müruru zaman tatbik olunur.” Hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, Borçlar Kanunu’nun 60. ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/2.maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından bir yıl yerine, iki yıl olarak öngörülmesidir.
2918 …nun 109/2.maddesindeki düzenlemenin gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresinin tazminat talebiyle açıkalacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır.
Eylemin ceza kanununda suç sayılmış olup olmadığı, kural olarak hukuk hakimince belirlenecektir. Söz konusu hüküm, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için, sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.
Sonuçta; haksız eylemin suç oluşturması durumunda o suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi hukuk yargılamasında da uygulanacaktır.
Silopi 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/333 esas 2007/103 karar sayılı dosyasında, sanık…’ya çarparak ölümüne sebebiyet verdiğinden TCK’nun 455/1-son maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş söz konusu karar temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9.Ceza Dairesi 18.2.2009 tarih 2008/20112 esas 2009/1892 karar sayılı ilamıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda Silopi 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/377 esas 2009/855 karar sayılı ilamıyla yine 765 sayılı yasanın 455/1,455/son maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş, karar yeniden temyiz edildiğinden henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Somut olaya bakıldığında trafik kazası 12.6.2004 tarihinde meydana gelmiş olup, destek tazminatı davası ise 26.2.2010 tarihinde açılmıştır.
Yukarıda açıklanan tüm yasal düzenlemelere göre; haksız fiil tarihinde yürürlükte bulunan ceza kanunu hükümleri uyarınca, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde suç oluşturan haksız eylem için öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırının esas alınması gerekmektedir. Sanığın suç oluşturan haksız eylemi nedeniyle eylem tarihi itibariyle uygulama yeri bulunan 765 sayılı TCK’nun 455/1 ve aynı yasanın 102/4 maddesi gereğince ceza zamanaşımı süresi 5 yıl olarak düzenlenmiştir. (Yargıtay HGK.’nun 6.2.2008 gün 2008/4-69 esas 2008/101 karar, Yargıtay HGK.’nun 6.5.2009 gün 2009/4-152 esas 2009/155 karar, Yargıtay HGK.’nun 10.3.2010 gün 2010/4-111 esas 2010/137 karar sayılı ilamları)
Bu durumda trafik kazası 12.10.2004 tarihinde meydana gelmiş, dava ise, 26.2.2010 tarihinde açılmış olmakla, dava 5 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinde açılmadığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğrudur. Bu nedenle dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre 6100 sayılı HMK.nun geçici 3.maddesinin 2.fıkrası delale
tiyle 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesi gerekir.