YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10496
KARAR NO : 2011/1189
KARAR TARİHİ : 15.02.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 8.2.2011 Salı günü davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av. Özgür Kabakçı geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu, aracın çalındığını ancak, sigorta değerinin ödenmediğini ileri sürerek, 75.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sigortalı aracın anahtar ile çalınmasının teminat kapsamında olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait araç, davalı … nezdinde 06.01.2007-06.01.2008 dönemi için kasko sigortalı olup, araç anahtarı kullanılarak çalınmıştır.
Kasko Sigorta Sözleşmesi Genel Şartlarında 26.06.2006 tarihinde yapılan değişiklik uyarınca, aracın anahtarı ile çalınması hali ek sözleşme ile teminat kapsamına alınabilir Bu durumda ek sözleşme ile teminat altına alınmadığı durumlarda aracın anahtarı ile çalınması hali teminat dışıdır. Mahkemece, rizikonun teminat dışında olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, davacı vekili, Genel Şartların anılan maddesinin iptali için Danıştay’a dava açıldığını, açılan dava sonucunun beklenmesi gerektiğini ileri sürmüş olup, Danıştay tarafından bu düzenlemenin iptal edilmesi yargılama sonucunu etkileyecektir. O halde, mahkemece, dava sonucu beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararna BOZULMASINA, 825,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.