Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1391 E. 2012/5207 K. 25.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1391
KARAR NO : 2012/5207
KARAR TARİHİ : 25.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın trafik kazası sonucunda tam kusurlu olarak müvekkiline ait araçta hasara neden olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL. tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili ile diğer davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulü ile 4.500,00 TL.nın yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigortanın poliçe limiti ile sorumluluğuna, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece benimsenen 08.8.2011 tarihli bilirkişi raporundaki kusur oranına göre yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; Borçlar Kanununun 53.maddesinde “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamıyla bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, hukuk hakimi ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de ceza kararındaki kusur durumu, bir maddi olguyu tespit ediyorsa maddi vakıa niteliğindeki bu kusur tespiti ve buna dayalı verilen karar hukuk hakimini de bağlayacaktır. Aksi halde, aynı maddi olgulara dayalı ceza ve hukuk mahkemelerince ayrı kusur oranlarının tespiti adalete duyulan güveni de zedeler nitelikte olacaktır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya baktığımızda; davaya konu 16.9.2009 tarihli trafik kazasındaki yaralanmalar nedeniyle, davalı sürücü (sanık) Uğur Özdemir hakkında Sincan 3.Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/92 Esas sayılı dosyasında Taksirle Yaralamaya Sebep Olmak suçu nedeniyle görülen dava sonunda 03.3.2011 gün ve 2011/171 sayılı karar ile sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ve hüküm eldeki davadan önce 11.4.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Ceza dosyasında tanık olarak dinlenen ve kaza sırasında kendi kullandığı EGO’ya ait aracın içinde bulunan … beyanında, ışıklarda beklerken ve yeşil yanınca kendisinin harekete geçecekken kırmızı ışıkta geçerek aniden önüne çıkan davalı aracından kurtardığını, ancak yanında bekleyen aracın (davacı aracı) kurtaramadığını ve kazanın gerçekleştiğini belirtmiştir. Ceza dosyasından alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 06.12.2010 tarihli bilirkişi raporunda da davalı sürücüsü Uğur’un tam kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Bu durumda, BK.nun 53.maddesi hükmü uyarınca, ceza mahkemesinde kazanın oluş şekli yönünden tespit edilen bu maddi vakıa hukuk hakimini bağlayacağından, kesinleşen bu kusur oranı itibariyle ve davacı talebi gözönüne alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.