YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2437
KARAR NO : 2011/9485
KARAR TARİHİ : 20.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Davacı tarafın dayanağını oluşturan 79000 m2 yüzölçümlü 25.06.1953 tarih ve 473 sıra nolu tapudan gelen 13.12.1989 tarih ve 14 sıra nolu tapu kaydının … Sulh Hukuk Mahkemesinin 1952/95 Esas, 1953/5 Karar sayılı ilamı ile hükmen oluştuğu halde tapu dayanağı tescil ilamı ve krokisi ile Hazinenin dayanağı tapu kaydının dayanağı tevzi haritaları birlikte uygulanarak kapsamlarının belirlenmediği, tescil davasında Hazinenin taraf olup olmadığının incelenmediği, tescil ilamı ile oluşturulan davalı tapusunun tesis tarihi ile Hazine tapusunun tesis tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmadığı ve tapu kaydı miktar fazlası için Hazine tapusunun oluşturulduğu gözetilerek miktar fazlasının zilyetlikle kazanılamayacağının değerlendirilmediği vurgulanarak; taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak tarafların dayandığı tapu kayıtları ve haritaları uygulanıp kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi gereğince haritalarına göre belirlenmesi, tescil krokisinin uygulama kabiliyetinin olmaması halinde tapu kaydında okunan sınırların sabit olup olmadığının değerlendirilmesi, sınırların sabit olduğunun tespit edilmesi halinde kaydın miktarına bakılmaksızın sınırları ile geçerli olacağı düşünülerek davalı tarafın tapu kaydı ve tescil krokisi kapsamında kalan bölümün davalı adına, sınırların gayri sabit olduğu veya bir kısım sınırların zeminde mevcut olmadığının belirlenmesi halinde davalı dayanağı tapu kaydının miktar fazlası için oluşturulan Hazine tapusunun kapsamında kalan bölüm üzerinde sürdürülen zilyetliğin tescil tapusunun ihdas tarihi ile Hazine tapusunun tesis tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmaması nedeniyle Hazine adına tesciline karar verilmesi, her iki tapu kaydının kapsamları dışında kalan bölümler olduğunun saptanması halinde ise bu bölüm yönünden Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme koşullarının davalı yararına oluşup oluşmadığının araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz Edilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Yargıtay bozma ilamında, tescil ilamının krokisinin kapsamı dışında kalan bölümün Hazine adına tesciline karar verilmesi gereğine değinildiği halde, tapu kaydının güneyinde okunan … sınırı sabit kabul edilmek suretiyle taşınmazın sabit sınırlarıyla davalı tapusunun kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. … yerinin kadastro sırasında 30 parsel numarasıyla tespit edilen taşınmaz olduğu, mahalli bilirkişi beyanıyla anlaşılmış olup buna göre … sınırı taşınmazın güney sınırını tamamen kapsamamaktadır. Bu durumda tapu kaydının sabit sınırlı olduğundan söz edilemez. Hal böyle olunca taşınmazın sabit olan kuzey, doğu ve batı sınırları esas alınmak suretiyle tescil ilamı ve krokisinin miktar olarak belirlenen ve teknik bilirkişi …tarafından düzenlenen tarihsiz raporda (A) harfi ile gösterilen 9276 m2’lik bölümün davalı adına, taşınmazın kalan bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, Hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.