Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/9488 E. 2011/9941 K. 26.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9488
KARAR NO : 2011/9941
KARAR TARİHİ : 26.12.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 255 parsel sayılı 2625 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. … , ve … taşınmazın … mirasçıları adına tescili istemiyle, tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama aşamasında temyize konu 255 parsel hakkındaki dava dosyası 254 parselle ilgili 1978/36 Esas sayılı dosya ile birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazlardan 254 parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Davalılardan 255 parselin tespit maliki davalı … çekişmeli parsel hakkında 1978/36 Esas, 1995/87 Karar sayılı ilamla tescil hükmü kurulmadığı gerekçesiyle tavzih talebinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda tavzih talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, tavzih talebinde bulunan … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli 255 parsel hakkında tescil hükmü kurulmamasına dayalı usul ve yasaya aykırılığın ancak temyiz yoluna başvurularak giderilebileceği, ancak temyiz yoluna başvurulmadığı, tavzih şartlarının da somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli 255 parsel hakkında daha önce verilen karar ile olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olduğundan, 255 parsel açısından kesinleşen hükümden de söz edilemez. Bu taşınmazla ilgili hüküm ve dolayısıyla kesinleşen hüküm de bulunmadığına göre dilekçenin tavzih istemi olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Hal böyle olunca; davalının talebinin derdest olan davada, adına tespiti yapılan taşınmazın, adına tescil edilmesi talebinden ibaret olduğunun kabulü zorunludur. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi gereğince hakim kanunları re’sen uygulayacaktır. Davalının dilekçesini tavzih dilekçesi olarak değerlendirmesi ile mahkeme bağlı değildir. Kaldı ki; kadastro hakimi önüne gelen uyuşmazlıkla ilgili olumlu
ya da olumsuz bir hüküm kurmak zorunda olduğu gibi, davaya konu edilen her bir taşınmazla ilgili olarak da infazı kabil sicil oluşturacak şekilde hüküm kurmak zorundadır. O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için; çekişmeli 255 parsel hakkındaki davanın derdest olduğu değerlendirilmeli, tüm taraflara tebligat çıkarılmalı, taraf teşkili sağlanmalı, çekişmeli 255 parsel hakkında tescile ilişkin bir hüküm kurulmalıdır. Belirtilen yönler gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.