Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/785 E. 2011/1852 K. 03.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/785
KARAR NO : 2011/1852
KARAR TARİHİ : 03.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen çekici ücreti dahil 5.717,38 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalının olayda tamamen kusurlu olduğunu, davalı aleyhine Adana 4.İcra Müdürlüğünün 2008/8870 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmadığı gibi davaya yazılı olarakta cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının Adana 4.İcra Müdürlüğünün 2008/8870 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 4.397 TL asıl alacak ve 32,97 TL faiz toplamı 4.429,97 TL üzerinden devamına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, TTK’nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkin olup itirazın iptali şeklinde açılmıştır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10.maddesi hükmü uyarınca “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak sahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir”. Yine aynı kanunun 16.maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır. 16.maddesine göre tebliğ yapabilmek için muhatap ile tebliği yapılacak kişinin aynı konutta devamlı surette birlikte oturması gerekir.
Bu açıklamalar altında somut olaya baktığımızda davacı tarafından davalı aleyhine Adana 4.İcra Müdürlüğünün 2008/8870 sayılı dosyasında yapılan icra takibinde, ödeme emri Gökyazı Köyü/Hasköy-Muş adreside, davalı ile aynı çatı altında oturan amcası … imzasına tebliğ edilmiş; davalının takibe itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında dava dilekçesi yine aynı adres itibariyle, aynı çatı altında yaşayan yeğeni …’ya tebliğ edilmiştir. Davalı duruşmalara katılmadığı gibi davaya yazılı olarakta cevap vermemiş, yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne dair hüküm, bu kez…., No:10, Kargıpınar Erdemli/Mersin adresinde aynı çatı altında birlikte oturan oğlu … imzasına tebliğ olunmuş, davalı vekili temyiz dilekçesinde müvekkilinin 21 yıldır Erdemli’de ikamet ettiğini, olayın meydana geldiği köyde olay tarihinde misafir olarak bulunduğunu, kazaya sebebiyet veren hayvanların müvekkiline ait olmadığını, tebligatların usulsüz yapıldığını, davadan haberdar edilmediğini, bu nedenle yargılamaya katılamadığını ve savunma hakkının kısıtlandığını belirtmiştir.
Kolluk kuvvetlerince yapılan araştırma sonucu düzenlenen dosyada bulunan 29.12.2010 tarihli tutanağa göre davalı …’nın ödeme emri ve dava dilekçesinin tebliğ edildiği tarihlerde Gökyazı köyünde ikamet etmediği, yılda 10-15 kez köye gidip geldiği, olay tarihinde köyde bulunduğu, ikamet adresinin …., Cumhuriyet Cad., No:10, Kargıpınar/Erdemli/Mersin olduğu bildirilmiştir. Dosyaya ibraz edilen 20.4.2010 tarihli vekaletnamede de, davalının güvenlik güçlerince tesbit edilen adresinin, ikamet adresi olarak belirtildiği görülmüştür. Savunma hakkı Anayasa ve ilgili yasalarla güvence altına alınmış olup, davalıya usulüne uygun ve geçerli tebligat yapılması, aleyhine açılan davadan haberdar edilmesi, kendisine savunmasını hazırlaması, mahkeme önünde savunma yapması imkanının ve fırsatının verilmesi gerekir. Usulüne uygun şekilde geçerli bir tebligat olmadan davalının savunma yapması beklenemez, savunma hakkı kısıtlanamaz.
Bu durumda, mahkemece davalı tarafın usule uygun şekilde duruşmaya davet edilmesi, tüm delillerinin sorulup toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de; davacı vekili 5.717,38 TL asıl alacak, 59,21 TL işlemiş faiz toplamı 5.776,59 TL yönünden davalı aleyhine icra takibi yapmış; dava dilekçesinde davalının olayda tamamen kusurlu olduğunu belirterek 5.717,38 TL tazminatın 2.9.2008 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte itirazın iptalini talep etmiştir. Hükme esas alı
nan bilirkişi raporunda davacı aracında 5.862,50 TL tutarında hasar meydana geldiği, davalının olayda %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Talepten fazlaya karar verilemez.
Bu durumda mahkemece, davacının talep ettiği 5.717,38 TL tazminat miktarı ile bağlı kalınarak, bunun %75 kusur oranına isabet eden 4.288,03 TL’sına ödeme tarihinden takip tarihine kadar işleyecek faizin tesbiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, HUMK 74.maddesine aykırı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 3.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.