Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10364 E. 2012/10126 K. 26.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10364
KARAR NO : 2012/10126
KARAR TARİHİ : 26.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili dava dilekçesinde, 24.11.2007 tarihinde müvekkiline plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucu yaralanarak daimi iş gücü kaybına uğradığını ileri sürerek ıslahla birlikte 29.716,30 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ihbar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacının başvurusu üzerine 28.01.2010 tarihinde davacıya 5.383 TL ödediğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kabulü ile 29.716,30 TL tazminatın 28.01.2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
Dava tarihinden önce 09.07.2009 tarihinde, … Devlet Hastanesi tarafından tanzim edilen özürlü sağlık kurulu raporunda, davacının %6 oranında tüm vücut fonksiyon kaybının olduğu, yine dava öncesinde … Üniveristesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 11.09.2009 tarihli raporda davacının %14.3 tüm vücut fonksiyon kaybı oranının olduğu bildirilmiş, yargılama aşamasında alınan Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 17.03.2011 tarihli raporunda ise, davacının aynı yaralanmaya bağlı olarak %21 oranında tüm vücut fonksiyon kaybı olduğu bildirilmiş, mahkemece son alınan rapora itibar edilerek hüküm tesis edilmiştir.
Daimi maluliyete ilişkin alınacak raporun, Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Her ne kadar Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 17.03.2011 tarihli raporunda Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerinin esas alındığı belirtilmiş ise de; bu raporla diğer raporlar arasında açıkça çelişki bulunması karşısında mahkemece yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacının maluliyet durumuna ilişkin tüzüğe uygun yeni bir rapor alınarak, çelişki giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, çelişki giderilmeksizin 17.03.2011 tarihli rapora itibar edilerek hüküm kurulması isabetli değildir.
3-2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 111 maddesi hükmüne göre; “Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.”
Somut olayda;
Davalı tarafından, davacıların başvurusu üzerine 28.01.2010 tarihinde davacıya 5.383 TL ödeme yapılmış ve bu ödeme karşılığında taraflar aralarında ibraname imzalamışlardır. Davalı yargılama aşamasında alınan ibraname dolayısıyla sorumluluklarının sona erdiği savunmasında bulunmuştur.
Davacılar, ibranameden yaklaşık on ay sonra verilen tazminatı az bularak dava ikame etmişlerdir. Mahkeme, davalının anılan savunması üzerinde durmamış, rapor tarihindeki verilere göre hazırlanan 17.06.2011 tarihli
bilirkişi raporuna itibar ederek hüküm kurmuştur. Oysaki mahkemece öncelikle, konusunda uzman bir bilirkişiden, davalının ödeme yaptığı tarihteki veriler dikkate alınarak, ödeme tarihi itibariyle davalının sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi hususunda rapor alınmalı, akabinde ödenen miktarla ödenmesi gereken miktar karşılaştırılarak, KTK 111. madde çerçevesinde davalının davacılardan aldığı ibranamenin geçerli olup olmadığı hususu değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sonucunda, ibranamenin geçerli olduğuna kanaat getirilmesi halinde taleplerin reddine, aksi halde davalı tarafından yapılan ödemenin, daha sonra güncel verilere göre hazırlanacak rapor tarihine kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte güncellenerek hesaplanan toplam tazminattan mahsubu ile bakiye miktara hükmedilmesi gerekmektedir. Hal böyle iken, mahkemece davalının itirazları karşılanmadan, eksik inceleme sonucu ve yetersiz bilirkişi incelemesine dayanarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2 ve 3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA
, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 26.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.