YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10675
KARAR NO : 2012/9197
KARAR TARİHİ : 12.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin murisinin faili meçhul şahsın aracıyla çarpması üzerine vefat ettiğini, murislerinin desteğinden yoksun kalan davacılara davalı tarafından bir miktar ödeme yapıldığını ancak bu ödemenin zarar karşısında yetersiz kaldığını ileri sürerek ıslahla birlikte toplam 34.786,50 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların zararının ödeme yoluyla karşılandığını ve müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile, tüm davacılar için toplam 33.887,51 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Yerel Mahkeme kararında, reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmetmemiş, davacılar vekilinin başvurusu üzerine, 25.03.2011 tarihinde, tavzih yoluyla davalı lehine 1.100 TL maktu vekalet ücretine hükmetmiştir.
6100 Sayılı HMK’nun 305. maddesine (1086 Sayılı HUMK’nun 455. maddesi) göre; hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Ancak, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılması, genişletilmesi veya değiştirilmesi mümkün değildir. Bu kurala göre, hükümde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasına karşın, tavzihle hükmedilmesi mümkün değildir ve yapılan tavzihin hukuken bir geçerliliği yoktur. Mahkemenin, asıl hükümle birlikte, reddedilen tazminat miktarı üzerinden davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken, bu hususta karar vermemiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
Davalı …, davacıların desteğinin trafik kazasından ölümünden dolayı davacılara ödeme yaptıklarını ödemenin yeterli olduğunu savunmuşlardır.
KTK’nun 111. maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Bu düzenlemeye göre açılan dava süresinde olup, mahkemece yapılacak iş, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı, yeterli değilse, davalı tarafınca ödenen miktara yasal faiz uygulanmak suretiyle güncelleştirilerek hesaplanan destek tazminatından mahsup edilmek suretiyle tazminatın kalan miktara hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA
, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 12.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.